⛄ Küçük Konya Olarak Bilinen Yer

Türkiyeninküçük konya olarak bilinen yer neresidir 2021 KPSS HER GÜN 100 SORU ÇÖZÜYORUZ | Türkiyenin küçük konya olarak bilinen yer neresidir Group by Kpss Rehber KüçükKonya olarak bilinen yer neresidir? 3 yıl BayanXy - Eğitim. 0 0. 0 yanıt - Aradığın bilgi, eğlence ve arkadaşlar burada. Ücretsiz Kaydol. Ekonomi Yöreninen eski yerleşim yeri olarak bilinen ve belgelerle de doğrulanan Taşkent İlçesi 1930 yılında Vali İzzet Bey tarafından ilçe olmuştur. Konya İlinin 135 kilometre Güneyinde yer alan Taşkent İlçesi Akdeniz sahiline 100 kilometre uzaklıkta ve Akdeniz bölgesinde bulunmaktadır. Taşve Ahşap Eserler Müzesi olarak da bilinen medrese, ilçe merkezinde, ulaşımın kolay sağlanabildiği bir konumda yer almaktadır. Konya’nın Selçuklu İlçesi’nde bulunan Alaeddin Tepesi’nin batısında bulunan İnce Minareli Medrese mutlaka görülmesi gereken tarihi bir mimari şaheserdir. Davutağa Mescidi olarak da bilinen ve Kültür Park Alanının hemen yanında yer alan bu küçük yapının ne zaman yapıldığı tam olarak bilinmese de Selçukluların son dönemine tarihleniyor. Günümüzde kapısında ‘Konya Müftülüğü, Aile ve Dini Rehberlik Bürosu, İrfan Mektebi’ yazılı bir tabela var. Süt Tekkesi Çeşmesi KONYANIN COĞRAFİ YAPISI VE ÖZELLİKLERİ . Anadolu’nun orta kesiminde yer alan Konya toprakları bir plato görünümündedir. Bu platonun kuzey kısmında yer alan ve doğu-batı doğrultusunda uzanan Bozdağlar’ın üzerindeki tepeler farklı yükseklikte olup, bunların en yükseği Karadağ Tepe (1.919 m.)’dir. Bu tepeler arasında da yer yer geçitler bulunmaktadır. ŞEMSİ TEBRİZİ CAMİİ VE TÜRBESİ: Şems Parkı olarak bilinen alanın içinde yer alır. ARKEOLOJİ MÜZESİ: Çatalhöyük, Canhasan, Suberde, Karahöyük buluntuların yanı sıra, Roma devri ve diğer devirlere ait eserler sergileniyor. ATATÜRK MÜZESİ: Atatürk’e 1928 yılında hediye edilen ev 1964’te müze olarak düzenlendi. MgHm. Konya denilince en güzel anlatılacak söz olan ”Gez Dünya’yı, Gör Konya’yı” Mevlana Celaleddin Rubi ve Tebriz-i Şems’in diyarı olan Konya, tarihi güzellikleri ile görenleri mest ediyor. Türbeler Mevlana Türbesi, Pir Sultan Abdal Türbesi, Nasrettin Hoca Türbesi, Tavsubaba Türbesi, Sultanlar Türbesi, Gömeç Hatun Türbesi. İnanç ziyaretlerinin en çok yapıldığı yerlerden olan Konya’da ilk aklımıza gelen türbeler yukarıdadır. Atladıklarımız adına af ola Mevlana Türbesi Kilistra Antik Kenti Tarihi Hellenistik ve Roma çağına kadar uzanıp, Hristiyan inancında bulunan kaynaklarda geçen bu güzel tarihi mekana bir gününüzü ayırmanızı tavsiye ederiz. Konya’nın Kapadokya’sı olarak bilinen Kilistra Antik Kenti ulaşım olarak ise merkezden yaklaşık olarak 50 km uzaklıkta bulunan Meram ilçesi’nin, Gökyurt Köyü’nde bulunmaktadır. Kilistra Antik Kenti Alaaddin Tepesi Konya gibi düzlük bir alanı, Mevlana Müzesi çok yakın olan bu güzel tepeye çıkmanızı ve güzel profillik fotoğraflar çektirmenizi tavsiye ederiz. Alaaddin Tepesi Müzeler Konya Mevlana Müzesi, Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Konya Atatürk Evi Müzesi mutlaka zamanınızı ayırarak görmeniz gereken yerler arasındadır. Konya Atatürk Evi Müzesi Bir önceki yazımız olan Giresun'un En Güzel Yerleri başlıklı makalemizde En Güzel Yerler, Giresun ve Giresunda Gezilecek Yerler hakkında bilgiler verilmektedir. Konya, Mevlana Celaleddin Rumi ve Nasreddin Hoca gibi önemli şahsiyetleri yetiştirmiş, ülkemizin inanç turizminin önde gelen şehirlerinden biridir. Konya'ya tatil için plan yaptıysanız sizin için hazırladığımız listeden mutlaka görmeniz gereken 7 adresi bulabilirsiniz. İşte tarihi kalıntıları ve doğal güzellikleriyle Konya'da gezilecek yerler... Konya, tarihi geçmişi, camileri ve müzeleriyle mutlaka görmeniz gereken şehirlerimizden. Anadolu şehirleri içerisinde en büyük yüzölçümüne sahip Konya Türkiye’nin tahıl ambarı ve en eski yerleşim yerlerindendir. Peki Konya’ya planlanan tatil rehberinde listede mutlaka olması gereken yerler nerelerdir? İşte Konya’ya özgü görülmesi gereken 6 yer…KONYA GEZİSİ İÇİN 7 ÖNERİ1. MEVLANA TÜRBESİMevlana Celaleddin Rumi’nin kabrinin de bulunduğu türbe Konya'da öncelikli olarak görülmesi gereken yerdir. Halk arasında Yeşil Türbe de denilen türbe, 1274 yılında Mevlana’nın oğlu Sultan Veled tarafından yaptırmıştır. Her yıl binlerce yerli yabancı turisti Mevlana'nın o ünlü sözleriyle Gel, gel, ne olursan ol yine gel” çağırır. Türbe dört adet fil ayağıkalın sütun üzerine yapılmıştır. Maneviyatı içinizde hissedeceğiniz türbe etrafındaki çarşılarıyla birlikte oldukça keyifli bir gezi olanağı sunuyor. Özellikle Şeb-i Arus kutlamalarının olduğu dönemde yoğunluk doruk noktasına çıkmaktadır. Ücretsiz EN GÜZEL 5 KÜLTÜR MİRASI2. MEKE GÖLÜDünyada benzeri olmayan zeminde çift patlama ile oluşmuş bir krater gölüdür. Göl ve birincil krater çukurunun uzunluğu 800 m, genişliği 500 m dir. 12 metre derinliğindedir. Muhteşem görüntüsü, jeolojik yapısı ve bölgede göçmen kuşların mola verdiği ender doğa harikalarındandır. Ayrıca bölgede Acı Göl, Çıralı Göl, Meyil Gölü gibi görülmeye değer krater gölleri ÇATALHÖYÜKÇatalhöyük Neolitik Kenti, Güney Anadolu Platosu’nda yaklaşık bir alan üzerinde yer almaktadır. Dünya’daki bilinen ilk yerleşim yeri olarak kabul görmüş durumda. İki höyükten oluşan Çatalhöyük Neolitik Kenti’nin daha uzun olan Doğu Höyüğü, 7400 ve 6200 yılları arasına tarihlenen 18 Neolitik yerleşim katmanından oluşmaktadır. Söz konusu katmanlarda, sosyal örgütlenmeyi ve yerleşik hayata geçişi simgeleyen duvar resimleri, rölyefler, heykeller ve diğer sanatsal öğeler yer almaktadır. Batı Höyüğü ise ve yılları arasına tarihlenen Kalkolitik Döneme ait kültürel özellikler göstermektedir. Çatalhöyük, aynı coğrafyada 2000 yıldan fazla bir süredir var olan köylerden kentsel hayata geçişin de önemli bir kanıtıdır. 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne KİLİSTRA ANTİK KENTİKilistra Antik Kenti, Konya'ya 34 kilometre uzaklıktaki Meram İlçesinin Hatunsaray Bucağına bağlı Gökyurt köyünde yer alır. Kayaların içlerinin oyularak yerleşim alanlarının oluşturulduğu Kilistra Konya’nın Kapadokya’sı olarak da adlandırılmakta. Kilistra Antik Kenti ayrıca Frig döneminden kalan ve en önemlisi bir krala ait olan kaya mezarlarını da içinde barındırıyor. Antik kent içerisinde höyükler de yer ATATÜRK EVİ MÜZESİAtatürk'ün Konya ziyaretlerinde kendisine tahsis edilmiş iki katlı küçük mütevazi bir ev. Ev günümüzde Atatürk’ün şahsi eşyalarını ve döneme ait diğer belgeleri, fotoğrafları, gazete kupürlerini görebileceğiniz müze olarak kullanılıyor. Müze ev 1928 yılında Atatürk'e hediye edilmiş ve tapusuna “Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya Konyalıların hediyesidir.” ibaresi yer NASREDDİN HOCA ARKEOLOJİ VE ETNOGRAFYA MÜZESİAkşehir’de yer alan ve Rüştü Bey Konağı adıyla da bilinen bina, 1992 yılından beri ziyaretçilerini ağırlıyor. Ermeni ustaların başlayıp Türk ustalar tarafından bitirilen binanın giriş katı, etnografik ve arkeolojik eserlere ait depo olarak kullanılırken, müzenin ikinci katı, kronolojik olarak sıralanmış arkeolojik eserlere, üçüncü katı Akşehir kültürünü yansıtan eşyalara yer KONYA SELİMİYE CAMİİMevlana Dergâhı'nın batısında yer alan ve Kanuni Sultan Süleyman’ın inşaatını başlatıp II. Selim’in tamamlattığı Selimiye Camii Sultan Selim Camii, Konya şehir merkezinde yer alıyor. Çoğu kaynakta Mimar Sinan tarafından yapıldığı söylenen yapı, tek şerefeli iki minaresi ve kesme taş işçiliği ile Klasik Osmanlı Mimarisinin en güzel örneklerinden. Yıllardır devam eden restorasyon çalışmaları nedeniyle çoğu zaman ziyarete kapalıdır. İlginizi Çekebilir Konya'da görülmesi gereken tüm yerler... Meram, kelime olarak “istek, amaç, gaye, maksat” gibi anlamlar içerir. Belki de bu anlam, halkımızın ince zekâsıyla “Meram’ı görme ve Meram’ı yaşama” arzusunu ortaya koyan bir isimlendirme olarak da değerlendirilebilir. Çünkü gerçekte de Meram, yüzyılların ötesinden süzülüp gelen tarihi dokusunun yanı sıra yeşilin suyla buluşarak Meram’a has Gedavet rüzgârlarıyla yüreklere esintiler sunması, Meram’ı herkesin görmek için can attığı bir yer haline getirmiştir. Medeniyetlerin buluşma noktalarından biri olan Konya tarihi ile Meram’ın tarihi arasında elbette ki bir paralellik söz konusudur. Konya’nın kadim zamanlardan beri süregelen köklü bir yerleşim merkezi olması ve Meram ilçesinin de bu yerleşimlere ev sahipliği yapması nedeniyle çok bilinen ve sevilen bir yer olma niteliği kazanmasına yol açmıştır. İnsanların mağaradan çıkıp ilk yerleşim merkezi kurdukları yerlerden biri olarak kabul edilen ve on bin yıllık bir geçmişe sahip olan Çatalhöyük gibi önemli bir yerin şehrimizde olması ve Kilistra antik kentinin ilçe sınırları içerisinde yer alması da genel anlamda Meram’ın tarihi önemini ortaya koymaktadır. Geçmiş çağlarda Konya; Hititler, Frigler, Lidyalılar ve Persler tarafından yönetilmiştir. Büyük İskender ve Romalılar tarafından da ele geçirilen Konya, tarih sahnesinde daima ön planda bulunmuştur. Bizanslılardan sonra Selçukluların hâkimiyeti altına giren Konya, Anadolu Selçukluların başkenti olmasıyla daha da önem kazanmış ve bu dönemde şehir adeta bir ilim ve kültür merkezi haline gelmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti’nin yıkılmasıyla birlikte Konya’da hâkim olan güç Karamanoğulları Beyliği’dir. Daha sonra Osmanlı İmparatorluğu’nun hâkimiyeti altına giren şehirde Meram, her zaman müstesna bir yere sahip olarak günümüze mesire yeri kimliği altında, bozkırın ortasında açan nadide bir çiçek misali yeşiliyle, bağlarıyla ün salarak ve modern bir çehreye bürünerek ulaşmıştır. günü TBMM'de kabul edilerek gün ve 19500 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 3399 sayılı Kanun gereğince Konya İl Merkezi Büyükşehir statüsüne kavuşarak Karatay, Selçuklu ve Meram adıyla üç ilçeye ayrılır. İlçenin kuruluş çalışmaları tarihinde resmen bitirilerek hizmete başlamıştır. Rakımı 1016 m. yüzölçümü 1949 km²′dir. Meram ilçesi, Konya’nın güney ve güney batısında yer alır. Ankara-Konya, Isparta-Konya, Antalya-Konya, Mersin-Konya ve Adana Konya olmak üzere beş önemli yolun geçtiği merkezdedir. Kuzeyinde Selçuklu; güneyinde Çumra, Akören ve Bozkır; batısında Beyşehir ve Seydişehir; doğusunda Karatay ilçeleri vardır. Tarımsal alanların çok olması ve günümüzde büyük değer kazanan organik tarım nedeniyle ilçenin, bu üretim alanında önemli merkezlerden biri olma yolunda hızla ilerlemesine yol açmıştır. İlçenin kuzeyi ve batısı dağlar ve tepeler ile çevrilidir. Güney kısmı ise açık ve ovalıktır. Kara iklimimin hâkim olduğu ilçede sulama ihtiyacı büyük ölçüde ilçe sınırları içerisinde yer alan Altınapa Barajı’ndan karşılanırken, son yıllarda baraj sularının Konya’ya şebeke suyu olarak verilmesiyle kısmen barajdan ve kısmen de yer altı sularından karşılanmaktadır. Altınapa Barajı’ndan gelerek şehre su veren Meram Çayı da üzerindeki tarihi köprü ile ayrı bir ilgi kaynağıdır. Meram’da bulunan tarihi eserler nedeniyle birçok bölge sit alanı ilan edildiğinden söz konusu alanlarda yapılaşmaya izin verilmemektedir. Yerel yönetimlerin de hassasiyetle üzerinde durduğu yeşil alanların korunmasına yönelik olarak da, imar çalışmaları doğanın korunması esas alınarak gerçekleştirilmektedir. İl merkezine 8 km uzaklıkta olan Meram’ı Evliya Çelebi, 1648 yılında ziyaret ettiğinde şöyle der “Peçevi şehrinin Baruthane Mesiresi, Kırım’ın Sudak Bağı, İstanbul’un yüz yetmiş beşten fazla bahçe ve yanında gülistanları, Tebriz’in Şah-ı Cihan Bağı, bu Konya’nın Meram mesiresinin yanında bir çemenzâr bile değildir.” Ayrıca Evliya Çelebi, seyahatnamesinde gezip gördüğü yerler arasında bağ, bahçe ve bostanlardan söz ederken, bu tür yerlere her defasında “Bağ-ı Meram” ifadesini kullanarak, Meram’ın haklı şöhretinin boşuna olmadığının altını çizer gibidir. Birçok tarihi esere ev sahipliği yapmanın onurunu üzerinde taşıyan ilçe, Kilistra antik kentinden kalan önemli eserleri de geleceğe taşımaktadır. Ayrıca Selçuklu döneminde Meram Çayı üzerine yapılan bir köprü, Karamanoğlu Beyliği döneminden kalan Hasbeyoğlu Mescidi, Hamamı ve Dar’ülhuffazı, Şeyh Sadreddin Konevi Mescidi ve Türbesi, Sırçalı Medrese, İplikçi Camii, Tavus Baba Türbesi, dünyada bir aşçı için yapılan tek türbe olan Ateşbaz Veli Türbesi, Kızlar Kayası, Sahibi Ata Camii ve Külliyesi, Arkeoloji Müzesi, Etnografya Müzesi, Sahip Ata Vakıf Müzesi ve Atatürk Evi başlıca ziyaret yerlerindendir. Meram, kadim zamanlardan beri doğası ile ün salmıştır. Bu durum günümüze de yansımıştır ve ilçede birçok mesire alanı mevcuttur. Yazın sıcak günlerinde insanlar bu alanlarda Gedavet rüzgârı eşliğinde doğanın sesini terennüm etmektedirler. Meram Köprüsü civarındaki çay bahçeleri yanında Dere bölgesi ile Meram’ın farklı bölgelerine dağılmış parklar ve bahçeler insanımıza hizmet etmektedir. Şehrin yanı başında çamlık bir alana sahip olmasıyla ve meraklılarının seherde seslerini dinlemek için beklediği bülbüller, Meram’ın neden vazgeçilemez olduğunun delilleri gibidir. Meram ilçe sınırları içerisinde yer alan mahalle sayısı 115’dir. Şehrin gürültüsünden uzak olması sebebiyle her zaman yerleşimde ön sırayı alan ilçemizin nüfusu da son yıllarda ciddi artışlar göstermiştir. 2015 yılı itibariyle adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre ilçe nüfusu 343,384 olarak tespit edilmiştir. Nüfusun oturduğu evler büyük oranda betonarme ve çok katlıdır. İlçe merkezinden uzaklaştıkça Meram’a yeni katılan ve eskiden köy olan mahallelerde ise genel olarak evler kerpiçten ve ahşaptan üretilmiştir. İlçe Belediyesi tarafından gerek toplu konut projeleri ve gerekse kentsel dönüşüm kapsamında başlatılan başarılı hamlelerle, doğaya uyumlu, modern ve daha yaşanabilir konutlar olarak insanımızın hizmetine sunulmaktadır. İlçede okuma yazma oranı %98’lerin üzerindedir. Bünyesindeki birçok ilk ve orta öğretim kurumu yanında bir de üniversite bulunmaktadır. Tarihin ve doğanın iç içe geçtiği Meram, gelecek yüzyıllarda da insanları Gedavet rüzgârıyla serinletmeye devam edecektir. SADREDDİN-İ KONEVÎ Konya’nın büyük mutasavvıflarından birisi olan Sadreddin-i Konevî, 1210 tarihinde Malatya’da doğdu. Anadolu Selçukluları nezdinde itibarlı, makam sahibi birisi olan babası İshak Efendi’nin vefatı üzerine annesiyle birlikte küçük yaşlarında Konya’ya yerleşti. Ünlü sufi Muhyiddin İbni Arabî’nin aldığı manevî işaret üzerine Konya’ya gelip annesiyle evlenmesiyle, öğrencisi oldu. Vahdet-i Vücûd düşüncesinin kurucularından olan bu büyük sufiden ilim ve feyz alarak yetişti ve seyahatlerinde eşlik ederek kendisini yetiştirdi. Muhyiddin İbn-i Arabî’nin vefatından sonra Şeyh Evhadeddin Kirmanî’nin sohbetlerinden faydalandı. Devrinin en önemli âlim ve sufilerinden biri olarak ün saldı ve Muhyiddin İbn-i Arabî’nin kitaplarını şerh ederek daha çok insana ulaşmasını ve anlaşılmasını sağladı. Şeyh Sadreddin-i Konevî, 16 Muharrem 673 22 Temmuz 1274 tarihinde Hakk’a yürümüştür. ATEŞBÂZ-I VELÎ Doğum yeri ve tarihi tam olarak bilinmeyen Ateşbâz-ı Velî’nin, Hz. Mevlâna'nın babası Bahaeddin Veled ile Horasan'dan Karaman’a, oradan da Konya’ya geldiği kabul edilmektedir. Asıl ismi "Yusuf Bin İzzeddin" olan Ateşbâz-ı Velî, Hz. Mevlâna’nın babasına, Hz. Mevlâna’ya ve Hz. Mevlâna’nın oğlu olan Sultan Veled’e hizmet ettikten sonra yaklaşık yüz yaşındayken 1284 yılında vefat ettiği bilinmektedir. Ateşbâz-ı Velî’nin menkıbelerle iç içe geçen hayatında keramet sahibi bir insan olduğu da sıkça anlatılmaktadır. Ateşbaz-ı Veli, dergâhta bir gün yemek hazırlıklarına başladığı zaman hiç odun kalmadığını fark eder. Durumu "Efendim, mutfakta hiç odun kalmamış, ne yapayım?" şeklinde aktardığı Hz. Mevlâna’dan "Kazanın altına ayaklarını sokarak kaynat!" şeklinde bir cevap alınca tereddütsüz ayaklarını kazanın altına sokar ve kazanı kaynatır. Durumu öğrenen Hz. Mevlâna, kerametin açığa çıkmasını pek hoş karşılamaz ve “Hay ateşbâz, hay” der… Ateşbâz, Farsça bir kelimedir ve ateşle oynayan anlamına gelmektedir. Yusuf Bin İzzeddin o günden sonra bu isimle anılmaya başlar. Ateşbâz, Mevlevî dergâhlarında aşçı veya matbah mutfak görevlisi anlamında kullanılmıştır. Bir başka menkıbede ise Hz. Mevlâna bir konuğu için ikramda bulunmasını ister. Vakit gecenin ilerlemiş saatleridir ve matbahta odun yoktur. Ateşbâz-ı Velî hemen ocağın altına sol ayağını sokar ve parmaklarını yakarak kazanı kaynatır. Daha sonra Hz. Mevlâna’nın huzuruna çıktığı vakit ayağındaki yanıklar görünmesin diye sağ ayağını, sol ayağının üzerine koyarak baş keser. Mevlevî ritüelleri arasında önemli bir yere sahip olan baş kesme; şeyhin veya tarikat büyüklerinin huzuruna çıkıldığı zaman bir selamlama biçimidir. Sağ ayağın başparmağı, sol ayağın başparmağının üzerine konulduktan sonra eller düz olarak sağ kol, sol kolun üstüne çapraz gelecek şekilde, sol el sağ omzun üstüne, sağ el ise sol omzun üstüne konulur ve bel bükülmeden baş öne doğru hafifçe eğilerek yapılır. Baş keserken sağ ayağın sol ayak üzerine konulması “mühürleme” olarak da nitelendirilir ve Ateşbâz-ı Velî’den hatıra kaldığı söylenir. Ateşbaz-ı Veli, Hz. Mevlâna’nın Hakk’a yürümesinden sonra onun beyitlerini “O sözler dilimde olmazsa, onun ayrılığına bir dakika dayanamaz ve sıkıntıdan, nefessiz kalmaktan ölürdüm” diyerek Hz. Mevlâna’nın şu şiirlerini dilinden düşürmediği söylenir "Halkı tenvir eden, yol gösteren âlimlerin namazı, beş vakittir. Fakat âşıklar devamlı namaz içindedir." "Namaz kılarken tazimsiz ve tertipsiz, kuş gibi başını koyup kaldırma. Yani, onu yarım yamalak bir erkânla kılma. Namazın müminin miracı olduğunu hatırla ve kıldığın namazda bu sırrı bulmaya çalış." "Tövbe bineği ne acayip binektir. Bir lâhzada sahibini zeminden semalara eriştirir." "Hangi kimsede tefekkür varsa, o kimse için her şeyde ibret vardır." Ateşbâz-ı Velî’nin ölümünden sonra 1285 yılında yapılan Selçuklu mimarisi tarzındaki türbe, dünyadaki tek aşçı türbesi özelliği taşımaktadır. Mevlevîlikte matbaha verilen önemden dolayı aşçı dedeler dergâhta her zaman saygı gören bir konumdadırlar. Dergâha intisap edenlerin ilk hizmete başladıkları yer matbahtır. Derviş olmak isteyenler, matbahta “saka postu” denilen postun üzerinde üç gün oturur ve yapılan hizmeti izlermiş. Bu üç günün sonunda hâlâ derviş olmak istiyorsa ve Kazancı Dede tarafından da uygun görülürse şeyhten izin alınarak burada hizmete başlarmış. Uygun görülmeyen adayların kalbini kırmamak için yüzüne söylenmeyip ayakkabıları dışarıya doğru çevrilerek kabul edilmediği bildirilmektedir. Matbah, tarikata girenlerin yetiştirildikleri, ilk derslerini aldıkları ve sınavdan geçirildikleri ilk yerdir. Mevlevihanelerdeki özel ocağa “Ateşbaz-ı Veli Ocağı” ismi verilmiştir. Bu makamın Mevlevilikteki yeri oldukça yüksektir. Meydan-ı Şerif'e serilen beyaz postun adı da “Ateşbaz Postu”dur. Baş aşçı dede Meydan-ı Şerif’e geldiği zamanlarda “Ateşbaz Makamı” denilen bu posta oturmaktadır ve tüm bunlar Ateşbaz-ı Veli’nin bir anlamda Mevlevi dergâhındaki yerini göstermektedir. Ateşbâz-ı Veli’nin Meram ilçe sınırları içerisinde yer alan türbesi, Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin güneydoğusundadır. Kesme taş ve tuğladan kare plan üzerine sekizgen gövdeli, piramidal külâh örtülü biçimde yapılmıştır. İki katlı olan türbenin alt katı mezar, üst katı ise ibadethânedir. Türbenin kıblesinde yer alan niyaz penceresinin üzerindeki kitabede şunlar yazılıdır “Bu kabir 684 yılı recep ayı ortalarında ölen, millet ve dinin güneşi, said, şehid, merhum Ateşbaz İzzüddin oğlu Yusuf’undur. Yüce Allah rahmet etsin. Allah affedicidir.“ Bugün dünyadaki tek aşçı türbesi olma özelliğini koruyan türbe, yerli, yabancı birçok insanın ziyaret ettiği yerlerden birisi olarak da önemini hâlâ korumaktadır. Meram Bağları İl merkezine 8 km. uzaklıkta olan Meram’ı, Evliya Çelebi, 1648 yılında ziyaret ettiğinde şöyle der “Peçevi şehrinin Baruthane Mesiresi, Kırım’ın Sudak Bağı, İstanbul’un yüz yetmiş beşten fazla bahçe ve yanında gülistanları, Tebriz’in Şah-ı Cihan Bağı, bu Konya’nın Meram mesiresinin yanında bir çemenzâr bile değildir.” Ayrıca Evliya Çelebi, seyahatnamesinde gezip gördüğü yerler arasında bağ, bahçe ve bostanlardan söz ederken, bu tür yerlere her defasında “Bağ-ı Meram” ifadesini kullanarak Meram’ın haklı şöhretinin boşuna olmadığının altını çizer gibidir. HATIP ÜZÜMÜ Meram’ın dünyaca ünlü bağlarında yetişen üzümlerin pek çok çeşidini Hatıp Mahallesi’nde görmek mümkündür. Bölgenin iklim ve doğa koşulları nedeniyle farklı bir aromaya sahip olan ve kısaca “Hatıp Üzümü” olarak aranan üzüm çeşitlerinin başlıcaları şunlardır; Ak Üzüm, Ala İdris, Çatak, Deli Ak Üzüm, Dimrit, Nazlı. TARİHÎ VE TURİSTİK MEKÂNLAR Birçok tarihi esere ev sahipliği yapmanın onurunu üzerinde taşıyan ilçe, Kilistra antik kentinden kalan önemli eserleri de geleceğe taşımaktadır. Ayrıca Selçuklu döneminde Meram Çayı üzerine yapılan bir köprü, Karamanoğlu Beyliği döneminden kalan Hasbeyoğlu Mescidi, Hamamı ve Dar’ülhuffazı, Şeyh Sadreddin Konevi Mescidi ve Türbesi, Sırçalı Medrese, İplikçi Camii, Tavus Baba Türbesi, dünyada bir aşçı için yapılan tek türbe olan Ateşbâz-ı Velî Türbesi, Kızlar Kayası, Sahib-i Ata Camii ve Külliyesi, Arkeoloji Müzesi, Etnografya Müzesi, Sahip Ata Vakıf Müzesi ve Atatürk Evi başlıca ziyaret yerlerindendir. MESİRE YERLERİ, MİLLİ PARK, DOĞAL GÜZELLİKLER Meram ilçe sınırları içerisinde yer alan Gökyurt Mahallesindeki Kilistra Antik Kenti her yıl önemli sayıda yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir. Kilistra Antik Kenti, Konya'nın 45 km. güney-batısında, Konya merkez Meram ilçesine bağlı Hatunsaray Lystra beldesi Gökyurt köyü içerisindedir. Helenistik ve Roma dönemlerinde yoğun yerleşime sahne olan ve Erken Hristiyanlık döneminde hızla büyüyen Kilistra zamanla Kapadokya benzeri bir mimarî dokuya kavuşmuştur. Kilistra antik kenti, tarihî Kral Yolu Via Sebaste üzerinde yer alır. Stratejik öneme sahip olan Lystra, Roma İmparatorluğu'nun güney uçlarında İmparator Augustus tarafından askerî koloni yapılan beş merkezden biridir. Aynı dönemde Anadolu'yu gezen Aziz Paulus ve Barnabas’ın yeni vaz’ ettikleri dine Lystra halkının çoğunluğu katılmıştır. Kilistra’nın İnanç Turizmindeki Yeri Haberci Paulus'un Barnabas ile geldiği ilk gezisinde Konya'da yaptığı ilk vaazında konuşma yaptığı sinegogun karşısındaki evin penceresinde kendisini dinleyen güzel Theakla, bekâretini koruması, kutsal yola kendisini adaması, bu uğurda Romalılardan işkence görmesi, ölüme mahkum edilmesi nedeniyle kutsanmış ve Azîze makamına erişmiştir. Konya'lı Azîze Theakla'nın yanısıra Lystra'da Hatunsaray hayatını kurtaran, onu tedavi eden Musevî ailenin çocuğu olan Timoteos, Paulus'un en seçkin yardımcıları arasına katılmıştır. Efes Piskoposu da seçilen Timoteus için, Paulus gönderdiği mektuplarda “çömezim” diye hitap etmektedir. Selânik'e, Makedonya'ya ve Korint'e de görevli gönderilen ve “imanda öz oğlum”, “sevgili oğlum”, “kardeşimiz” dediği Timoteos’un örnek kişiliği, öğüt vericiliği yanında sorunları çözmede bulduğu pratik çözümlerden de bahsedilmiştir. Kilistra, Aziz Paulus’un söylemlerini ve mucizelerine ve yaşadıklarına konu olan, Hristiyan hacıların da inanç turizmi kapsamında ziyaret merkezi olarak tarihi ortamı en canlı karakteriyle ayakta tutan bir özelliktedir. Kiliseler, şapeller, manastırlar, gözcü kuleleri, sığınaklar, antik yollar, mahalleler, seramik atölyeleri gibi mimari örnekleriyle inanç turizmine farklı bir tat kazandırmaktadır. Ulaşım Kilistra'ya Gökyurt 34 Konya-Hatunsaray asfalt yolundan güney-doğuya yönelen 15 Gökyurt asfaltı ile gidilir. Konya-Antalya devlet yolunun sinden sola dönülerek Kayalı yol ayrımı 9 ikinci bir yolla da ulaşmak mümkündür. Konya'dan Antalya'ya gidenler için Hatunsaray yolundan Kral Yolu gidilip, Lystra, Kilistra gezildikten sonra Kayalı yolu ile Antalya yoluna çıkmak; Antalya'dan Konya'ya gelenler için ise Kayalı yol ayrımından sağa dönerek Kilistra ve Lystra gezilmek suretiyle Konya'ya geçmek doğru olur. 80 Binde Devr-i Âlem Parkı Konya’nın yeşil anlamında en büyük alanına sahip olan Meram, bir anlamda açık bir park ve baştanbaşa mesire yeri gibidir. Dünyaca ünlü Meram bağlarından günümüze yansıyan bahçeleri ilçenin her yerinde görmek mümkündür. Ayrıca Meram Belediyesi tarafından düzenlenen birçok park da halkın hizmetine sunulmuştur. Bu parklardan başlıcaları; Dutlukır Kültür Parkı ve 80 Binde Devr-i Âlem Parkı’dır. Tuz Gölü Aksaray, Konya ve Ankara vilayetlerinin kesişiminde bulunan göl, yüzölçümü açısından Türkiye’nin en büyük ikinci gölüdür. Ülkenin tuz muhtaçlığının %40’ını karşılayan göl, su kuşları için de son derece kıymetlidir. Gökyüzünün göle yansıması ile birlikte şahane fotoğraflar ortaya çıkmaktadır. Ziyaretçiler tarafından büyük çoğunlukla gün batımı ve gün doğumu tercih edilmektedir. Mevlana Müzesi Mevlana Celaleddin Rumi, yaşadığı periyotta ve sonraki devirlerde kendi ideolojisi ile tüm dünyayı etkileyen ve yönlendiren isimler ortasında yer almaktadır. Türk ve İslam kültürlerindeki yeri de hayli farklıdır. Bu pahaların saklandığı Mevlana Müzesi de günümüze kadar korunarak gelmiştir. Daha evvelki devirlerde Mevlevi Dergahı olarak bilinen ve daha sonradan müze haline getirilen müzeyi her gün çok sayıda konuk fiyatsız olarak ziyaret edebilmektedir. Karatay Medresesi Anadolu Selçuklu Devleti devrinde taş personelliği epey revaçtaydı. Münasebetiyle birbirinden şahane eserler el personelliği ile ortaya çıkarılmaktaydı. Karatay Medresesi de Anadolu Selçuklu Devleti tarafından yapılan ve o devrin çini işçiliğinin en kıymetli örneklerinden biridir. Bilhassa giriş kapısı göz alıcı bir görünüme sahiptir. 1251 yılında inşa edilen medrese 1955 yılından itibaren müze olarak kullanılmaya başlamıştır. Konya Arkeoloji Müzesi Türkiye’nin İstanbul Arkeoloji Müzesi’nden sonra en eski müzesi olma unvanını taşıyan Konya Arkeoloji Müzesi 1901 yılında ziyarete açılmıştır. 1927 ve 1953 yıllarında çeşitli yerlere taşınmış olan eserler 1962 yılında arkeoloji müzesine getirilmiştir. Müze içerisinde neolitik çağdan eserler, eski ve orta tunç çağlarına ilişkin eserler, klasik ve helenistik kültürlere ait eserler, Bizans ve roma imparatorluklarına ait eserler yer almaktadır. Çok sayıda medeniyet tarafından donatılan müze, konuklarına adeta görsel ve kültürel bir şölen sunmaktadır. Konya Etnografya Müzesi Konya Meram’da yer alan Konya Etnografya Müzesi inşa edildiği devirde eğitim gayesi ile kullanılmıştır. 1975 yılında ise müze haline getirilmiştir. 3 katlı bir yapıya sahip olan binada Konya kültürüne ait pek çok etnografik eser yer almaktadır. Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ve Cumhuriyet tarihine ait çok sayıda el imali eseler de müze içerisinde yer almaktadır. Kilim ve halı örnekleri, süs eşyaları, yöresel bindallı ve gelinlikler, hamam tasları ve kahve değirmenleri bu yapıtlara örnek verilebilir. Konya Atatürk Meskeni Atatürk’ün Konya’ya geldiğinde şahsen kaldığı iki katlı mesken olan bina, 1928 yılında Konyalılar tarafından Mustafa Kemal Atatürk’e teşekkür emeli ile muhafaza altına alınmış ve müze haline getirilmiştir. 1940 ve 1963 yılları ortasında vali konağı olarak kullanılmış olan bina, 1964 yılında tam manasıyla müze haline getirilmiştir. 1982 yılında da restore edilen bina içerisinde Kurtuluş Savaşı ile ilgili evraklar ve fotoğraflar yer almaktadır. Nasreddin Hoca Müzesi Konya’nın Akşehir ilçesinde bulunan Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, 1992 yılında ziyarete açılmıştır. Müze, Rüştü Beyefendi Konağı’nın 1989 yılı içerisinde kamulaştırılması ile birlikte günümüzdeki ismini almıştır. Müze içerisinde birbirinden farklı kültürlere ilişkin etnografik eserler yer almaktadır. 13 ve 14. yüzyıllara ilişkin ahşap personellik örnekleri de yeniden müze içerisinde bulunmaktadır. Kyoto Japon Parkı Türkiye’de yer alan Japon parkı olan Kyoto Japon Parkı, doğal hoşluğu ve gösterişli yapısı ile doğaseverlerin ve Türkiye’deki Japonların ilgi odağı haline gelmiştir. Kyoto ve Konya kentlerinin kardeşlik alakalarının geliştirilebilmesi gayesiyle 2010 yılında ziyarete açılan park ile saatleri ortasında ziyaret edilebilir. Kültür Park Kültür parkı içerisinde epeyce geniş bir yeşil alan mevcuttur. 2009 yılı içerisinde kullanıma sunulan park Alaeddin Tepesi’nin tüm tarihi dokusunun korunmasıyla oluşturulmuştur. Park içerisinde çeşitli toplumsal aktifliklerin yapıldığı yerler, amfi tiyatro, Dede Bahçesi üzere tarihi yapılar yer almaktadır. Belediye tarafından restore süreçlerinin de tamamlanmasının akabinde park görsel manada daha da zenginleştirilmiştir. Selimiye Camii Selimiye Camii birebir vakitte Sultan Selim Camii olarak da bilinmektedir. Sultan II. Selim tarafından yaptırılan caminin imali yaklaşık 12 sene sürmüştür. 1558 – 1570 yılları ortasında yapılan cami Mevlana Türbesi’nin yanında bulunmaktadır. Günümüze kadar çok sayıda onarım çalışmalarından geçen Selimiye Camii, Osmanlı mimari kültürünü en uygun biçimde gösteren mimari yapılardan biridir. Şems-i Tebrizi Türbesi ve Mescidi Türbenin 13. yüzyıl sonlarında yapıldığı sanılmaktadır. Şems Parkı içerisinde bulunan türbe ve cami bitişik formda durmaktadır. Buyruk İshak Beyefendi tarafından 1510 yılında onarılan türbe, büyük ölçüde genişletilmiş ve günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Şems Tebrizi, Mevlana’nın felsefik yaklaşımlarını kıymetli ölçüde etkilemiştir. Bu sebeple Konya’ya gelen konuklar tarafından ziyaret edilmekte ve Şems Tebrizi hakkında bilgi edinilmektedir. Şerafeddin Camii 12. yüzyılda yaptırılan cami, 1444 yılında restore edilmiştir. Ancak 1636 yılında yıkılarak, tekrardan inşa edilmiştir. Nakış ve çeşitli yazılar ile tasarlanan cami, gövdesi ve kubbesi ile görsel manada epey etkileyicidir. Beyşehir Gölü Beyşehir Gölü Türkiye’nin en büyük tatlı su gölüdür. Kalkerli bir toprakta bulunan göl, yer altı suları ile beslenmektedir. Ayrıyeten göl üzerinde 23 adet küçük boyutta ada bulunmaktadır. Göl içerisinde tabiat sporları için de epeyce fazla seçenek bulunmaktadır. 3 km uzunluğundaki göl plajı da Konyalılar tarafından tercih edilmekte, çadır kampı olarak da kullanılmaktadır. Karapınar Çölü Binlerce hektarlık bir alana yayılmış olan Karapınar Çölü, Türkiye’nin tek çölü olarak bilinmektedir. Buzul çağındaki bir gölün kuruması ve rüzgar yardımı ile tortuların taşınması ile çölün oluştuğu sanılmaktadır. 1962 ve 1970 yılları ortasında erozyonla çaba maksadıyla çöl bölgesinin genelinde ağaçlandırma çalışmaları yapılmıştır. Çatalhöyük Çatalhöyük, insanlığın birinci yerleşim yerleri ortasında yer almaktadır. Milattan evvel yılına dayanan Çatalhöyük tarihi, 1958 yılında James Mellaart tarafından keşfedilmiştir. Doğu ve Batı olarak iki höyükten oluşmaktadır. 2012 yılında Unesco Dünya Mirası Listesi’ne giren antik kent, 9 bin yıllık bir tarihi içerisinde barındırmaktadır. İnsanlığın yerleşik hayata geçiş sürecini de en uygun halde gösteren tarihi yapıtlardan biri özelliğini taşımaktadır. Konyada Gezilecek Yerler Tarihin önemli isimlerinden Nasreddin Hoca’nın da yaşamına tanıklık etmiş, köklü tarihi ve kültürü ile Türkiye’de mutlaka görülmesi gereken şehirlerden biri. Konya gezilecek yerler bakımından oldukça zengin bir çeşitliliğe sahip. Sadece kültür turizmi için değil inanç turizmi için de her yıl binlerce yerli ve yabancı turist burayı ziyaret ediyor. Konya’nın ruhani bir tarafı var gerçekten… Tasavvuf felsefesini yerinde yaşamak, Konya’nın kültür mirasını daha yakından tanımak, tarihte yolculuğa çıkmak ve şehrin doğal güzelliklerini keşfetmek için siz de en kısa sürede Konya uçak biletinizi alıp Konya otellerinde yerinizi ayırtarak seyahatinizi planlayabilirsiniz. Seyahatinizi 7-17 Aralık 2018 tarihleri arasında gerçekleşecek, Hz. Mevlana’nın 745. Vuslat Yıl Dönümü Anma Şeb-i Arûs Törenleri’ne denk getirirseniz çok daha unutulmaz bir Konya tatili geçirebilirsiniz. Dilerseniz Şeb-i Arus Turları’nda yerinizi ayırtabilirsiniz. Önce Konya ile özdeşleşen ve felsefesi ile tüm dünyayı etkilemiş olan Mevlana’nın aşağıdaki öğütlerine kulak verelim. Ardından Konya’da gezilecek yerleri incelemeye başlayabiliriz. Güneş gibi ol şefkatte, merhamette. Gece gibi ol ayıpları örtmekte. Akarsu gibi ol keremde, cömertlikte. Ölü gibi ol öfkede, asabiyette. Toprak gibi ol tevazuda, mahviyette. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. Konya’da Gezilecek Müzeler ve Medreseler 1. Mevlana Müzesi Tüm dünyayı etkileyen felsefesi nedeniyle Mevlana Celaleddin Rumi’nin Türk ve İslam kültüründeki yeri oldukça büyük… Bu sebeple günümüze kadar korunarak gelmiş ve müzeye çevrilmiş olan Mevlevi Dergahı, artık en çok ziyaret edilen müzelerden biri. 1926’dan bu yana aktif olan müzede en çok ilgiyi Mevlana Celaleddin Rumi’nin türbesi, Kubbe-i Harda yani Yeşil Kubbe çekiyor. Mevlana Türbesi ve Müzesi her gün ziyaretçilerini ücretsiz olarak ağırlıyor. 2. Karatay Medresesi – Çini Eserler Müzesi Anadolu Selçuklu zamanında yaptırılan Karatay Medresesi, devrine ait çini ve taş işçiliğinin en güzel örneklerinden biri. Özellikle medresenin giriş kapısı oldukça görkemli bir taş işçiliği örneği oluşturuyor. Emir Celaleddin Karatay tarafından 1251 senesinde yaptırılan medrese, 1955 yılından beri Karatay Müzesi, diğer adıyla Çini Eserler Müzesi olarak ziyaret ediliyor. Selçuklulardan sonra Osmanlılar tarafından da kullanılan medresede, bu dönemlere ait çini eserler sergileniyor. 3. Konya Arkeoloji Müzesi İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin ardından Türkiye’nin en eski ikinci arkeoloji müzesi olarak Konya Arkeoloji Müzesi, ilk olarak 1901 yılında ziyaret açıldı. 1927’de Mevlana Müzesi’ne ve 1953’te İplikçi Camii’ne taşınan eserler, 1962 yılında bugünkü müze binasına taşındı. Konya Arkeoloji Müzesi’nde Neolitik Çağ eserleri, Eski Tunç ve Orta Tunç Asur Ticaret Kolonileri çağlarına ait eserler, Demir Çağı eserleri, Klasik ve Helenistik devirlerine ait eserler, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler sergileniyor. 4. Konya Etnografya Müzesi Konya’nın Meram ilçesinde bulunan Konya Etnografya Müzesi binası ilk olarak eğitim amacı ile inşa edildi. 1975 senesinde müze olarak ziyarete açılmış olan üç katlı binada Konya kültürüne ait pek çok etnografik eser görülebiliyor. Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait halı ve kilim örnekleri, geleneksel Türk el sanatları, süs eşyaları, gelinlik ve bindallı gibi yöresel kıyafetlerden örnekler, kahve değirmeni ve hamam tasları gibi gündelik yaşama ait eşyalar Konya Etnografya Müzesi’nde görebilecekleriniz arasında yer alıyor. 5. Konya Bilim Merkezi TÜBİTAK desteği ile kurulan Konya Bilim Merkezi; tematik sergileri, açık hava sergileri, gözlem ve seyir kulesi, gezegen evi planetaryum, konferans salonları, laboratuvarları ve kütüphanesi ile her yaştan insana bilimi sevdirmeyi amaçlıyor. Ön açılışı 2014’te yapılmış olan Konya Bilim Merkezi, rüzgar enerji santrali ve güneş panelleri ile Türkiye’de inşa edilmiş önemli bir yeşil bina örneği olarak karşımıza çıkıyor. Bu merkez bilimi ve teknolojiyi toplumun her kesimi için anlaşılır ve ulaşılır bir konuma getirmeyi hedefliyor. 6. Konya Atatürk Evi Müzesi Atatürk’ün Konya’ya geldiğinde kaldığı ev olan iki katlı tarihi bina 1928 yılında Konyalıların Mustafa Kemal Atatürk’e bir teşekkürü olarak kendisi adına tescil edildi. 1940 – 1963 yılları arasında Vali Konağı olarak kullanılan bina, onarıldı ve 17 Aralık 1964 tarihinde Atatürk Evi ve Kültür Müzesi olarak ziyarete açıldı. 1982 yılında tekrar restore edilen Atatürk Müzesi’nde Kurtuluş Savaşı dönemine, Atatürk’ün Konya ziyaretlerine ve Konyalılara ait belge ve fotoğrafları görebilirsiniz. 7. Sırçalı Medrese Mezar Anıtları Müzesi Konya’nın Meram ilçesinde bulunan Sırçalı Medrese, 1242 yılında kuruldu. Selçuklu ve Osmanlı zamanlarında aktif olarak kullanılmış olan medrese binası, zaman içinde çeşitli restorasyonlar geçirerek günümüzdeki halini aldı ve 1960 yılında ziyarete açıldı. Müzede Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait mezar taşları ve diğer taş eserler sergileniyor. Sırçalı Medrese’nin çinileri de sanat yönünden oldukça önemli bir yere sahip. 8. İnce Minareli Medrese – Taş ve Ahşap Eserler Müzesi Konya’nın Selçuklu ilçesinde bulunan İnce Minareli Medrese, 1254 senesinde Vezir Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından yaptırıldı. Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus zamanında yaptırılan medresenin mimarı Keluk bin Abdullah’tır. 19. yüzyılın sonlarına kadar faaliyetine devam etmiş olan İnce Minareli Medrese, bu yıllardan sonra çeşitli onarımlar geçirmiş ve sonunda 1956 senesinde Taş ve Ahşap Eserler Müzesi olarak tekrar hayata dönmüş. Selçuklu ve Karamanoğlu devirlerine ait çeşitli ahşap, taş ve mermer oymaların sergilendiği müzede, Selçukluların sembollerinden çift başlı kartal figürünün en güzel örneklerini görebilirsiniz. 9. Ahmet Rasih İzzet Koyunoğlu Şehir Müzesi ve Kütüphanesi 1913 yılında müze eserlerini ve kütüphanesini zenginleştirmeye başlayan Ahmet Rasih İzzet Koyunoğlu, 1973 yılında bu özel birikimini Konya Belediyesi’ne bıraktı. 2 Şubat 1984 tarihinde de müze kurucusunun adı ile ziyarete açıldı. Müzede avlu, Konya evi, kütüphane, Anadolu medeniyetleri, etnografya, arşiv, hat salonu ve tabiat tarihi bölümleri gezilebiliyor. 10. Konya Ereğli Müzesi 1968 senesinde ziyarete açılan ve 1980’de onarılan Ereğli Müzesi’nde, bu çevrede yapılan kazılarda ortaya çıkan eserler sergileniyor. Neolitik dönemden Cumhuriyet dönemine kadar olan eserlerin görülebildiği müze, küçük ölçekli bir müze olarak karşımıza çıkıyor. 11. Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi Konya’nın Akşehir ilçesinde ziyaretçilerini ağırlayan Nasreddin Hoca Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Rüştü Bey Konağı’nın 1989 senesinde kamulaştırılması ve 1992 senesinde onarılması ile ziyarete açıldı. Müzede Akşehir’de görülen karma kültürü anlatan etnografik eserler sergileniyor. 13. yüzyıla ait ahşap işçiliği örneğini görebileceğiniz Seyyid Mahmud Hayrani Türbe kapısı ve Şeyh Eyüb Türbesi’ne ait sanduka da müzenin orta salonunda teşhir ediliyor. 12. İstiklal Harbi Şehitleri Abidesi Konya Şehitlik Müzesi olarak da bilinen İstiklal Harbi Şehitleri Abidesi, Konya’nın Karatay ilçesinde yer alıyor. Konya’dan şehit düşen askerlerin isimlerinin ölümsüzleştirildiği müzede, yeni nesillere tarihi anlatmak amacıyla yerleştirilmiş maket ve figürler sergileniyor. Bu eserler ile Çanakkale Savaşı, Kurtuluş Savaşı, savaş sırasında Konya’da hayat, savaş sonrası Konya’da hayat anlatılıyor. Konya’da Gezilecek Parklar ve Mesire Yerleri 1. Kyoto Japon Parkı Türkiye’nin en büyük Japon Bahçesi olan Konya Japon Parkı, yemyeşil doğası ve güzel manzarası ile dikkat çekiyor. Konya ile Kyoto arasındaki kardeşlik ilişkilerinin geliştirilmesi amacıyla 2010 yılında hizmete açılan park, her gün saatleri arasında gezilebiliyor. Burada yer alan Japon Parkı Restoran’da da oldukça zengin bir menü sunuluyor. 2. Karatay Şehir Parkı Konya’nın en büyük parklarından biri olan Karatay Şehir Parkı, oldukça geniş ve eğlenceli bir ortam sunuyor. Konya’nın en büyük lunaparkına da ev sahipliği yapan bu parkta piknik ve mangal yapmak için alanlar bulunuyor. Az miktarda giriş ücreti ile Karatay Şehir Parkı’nda ailece keyifli bir gün geçirebilirsiniz. 3. Alaeddin Tepesi Tarihi bir bölge olan Alaeddin Tepesi, aynı zamanda ailece keyifli vakit geçirebileceğiniz bir mesire alanı konumunda. Burada dilerseniz piknik yapabilir dilerseniz çay bahçelerinde vakit geçirebilirsiniz. 4. Konya Kültür Park 2009’da açılan Kültür Park, Alaeddin Tepesi’nin tarihi dokusu korunarak oluşturulmuş oldukça geniş bir alanı kapsıyor. Yeşil alanları ile güzel bir dinlenme alanı sunan parkta kapalı kermes alanları, çeşitli sosyal alanlar, amfitiyatro ve tarihten bu yana hoş ve sakin bir ortam sunmuş olan Dede Bahçesi ziyaret edilebilir. Dede Bahçesi içinde yer alan köşk Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından aslına uygun olarak restore edilmiş durumda. 5. 80 Binde Devr-i Alem Parkı 2014 yılında açılan 80 Binde Devr-i Alem Parkı, üç farklı bölümden oluşuyor. Hareketli dinozorların arasında gezinebileceğiniz T-Rex Parkı, masal dünyasından öğeler bulunduran Pamuk Şekeri Parkı ve tarihi, kültürel miraslarımızı yansıtan 120 minyatür ile ziyaretçilerini ağırlayan Cihan-ı Türk Parkı farklı konseptleri ile ailece renkli bir gün geçirmenizi sağlayacak. 6. Türk Yıldızları Parkı Türkiye’nin havacılık konseptli ilk parkı olan Türk Yıldızları Parkı, 2015 yılında hizmete açıldı. Göletleri, yürüyüş yolları oyun alanları, müzeleri, süs havuzları ile geniş bir alana yayılmış olan parkta, Airbus A300 tipi bir uçak restoran olarak hizmet veriyor. Bu deneyimi mutlaka yaşamalı, uçak restoranda servis edilen Konya mutfağına ait lezzetleri tatmalısınız. 7. Nasreddin Hoca Gülmece Parkı Konya’nın Akşehir ilçesinde bulunan park, Nasreddin Hoca Türbesi’nin karşısında yer alıyor. Türk mizahının ustası Nasreddin Hoca’nın fıkralarından yola çıkarak oluşturulmuş küçük heykellere ev sahipliği yapan Gülmece Parkı, özellikle çocuklar için oldukça eğlenceli bir ortam sunuyor. 8. Konya Tropikal Kelebek Bahçesi 3500 m2’lik gezi alanına sahip olan Tropikal Kelebek Bahçesi, 15 tür kelebeğe doğal yaşam alanı sunuyor. Burada kelebekler kendi doğal alanlarında uçarken gözlemlenebiliyor. Bir Böcek Müzesi’ne sahip olan bahçede doğa eğitimi ve bahçe eğitimi gibi etkinlikler bulunuyor. Konya Tropikal Kelebek Bahçesi, Avrupa’nın en büyük kelebek uçuş alanına sahip oluşu ile öne çıkıyor. 9. Kozağaç Parkı Konya’nın Meram ilçesinde ziyaretçilerini ağırlayan Kozağaç Parkı, oldukça geniş ve ağaçlarla dolu bir alana sahip. Parkın tertemiz havası eşliğinde güzel bir yürüyüş yapabilir, çocuk oyun alanlarında ailece keyifle vakit geçirebilir, belirlenmiş yerlerde mangal keyfi yapabilirsiniz. 10. Ilgın Bulcuk Barajı, Dere ve Piknik Alanı Konya’nın en güzel piknik alanlarından biri olarak görülen Bulcuk göletinin çevresinde doğayla iç içe güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz. Bulcuk Baraj Gölü kıyısında da piknik yapabilirsiniz ancak biraz daha yol alarak Bulcuk’ta şırıl şırıl akan bir dere kenarında vakit geçirmek çok daha eğlenceli olabilir. 11. Kuğulu Park Mesire Yeri Konya’nın Seydişehir ilçesinde yer alan Kuğulu Park Mesire Yeri, Suğla Ovası’nda bulunuyor. Temiz havada doğayla iç içe olabileceğiniz, parkta yer alan gölet etrafında piknik yapabileceğiniz ve doyasıya dinlenebileceğiniz güzel bir alan sizi bekliyor. 12. Karaaslan Hadimi Parkı Konya’nın en büyük parkı olan Karaaslan Hadimi Parkı’nda oldukça geniş bir meyve bahçesi bulunuyor ve parka gelenlere de meyve toplama imkanı sunuluyor. Parkın içinde piknik alanları dışında göletler ve havuzlar, atlı binicilik tesisi, lunapark, basket ve tenis alanları, kapalı oturma ortamları yer alıyor. 13. Sille Baraj Parkı 2017’de hizmete açılan Sille Baraj Parkı, Konya’nın Selçuklu ilçesinde yer alıyor. Yoğun ilgi gören park, Sille Himmet Ölçmen Barajı çevresinde oldukça geniş bir alana yayılıyor. Gölette kayıkla gezinti yapabilir, piknik ve yürüyüş alanlarında vakit geçirebilir, tırmanma parkurlarında maceraya atılabilir, uçurtma tepesinde eğlenebilir, restoranda ya da çay bahçesinde dinlenebilirsiniz. Konya’da Gezilecek Tarihi Camiler ve Türbeler 1. Selimiye Camii Sultan Selim Camii olarak da bilinen cami, Sultan II. Selim tarafından yaptırıldı. Yapımına 1558 yılında başlanan Selimiye Camii’nin inşası 1570 yılında tamamlandı. Mevlana Türbesi’nin yanında yer alan cami, günümüze gelene kadar farklı dönemlerde onarımlar geçirdi. Klasik Osmanlı mimarisinin Konya’daki en güzel örneklerinden biri olarak görülen Sultan Selim Camii, şehrin en çok ziyaret edilen yerlerinden biri. 2. Alaeddin Camii ve Sultanlar Türbesi Konya’nın merkezinde, Alaeddin Tepesi üstünde bulunan Alaeddin Camii, şehirdeki inanç turizmi açısından oldukça önemli bir nokta… Selçuklu Sultanı I. Rükneddin Mesud zamanında yapımına başlanan cami, I. Alaeddin Keykubad zamanında tamamlandı ve bu ismi aldı. Anadolu Selçuklu türbe mimarisinin en iyi örneklerinden biri olan Sultanlar Türbesi de Alaeddin Camii’nin içinde bulunuyor. 3. Aziziye Camisi Klasik Osmanlı mimarisi ile Barok mimarisinin birlikte kullanıldığı Aziziye Camii’nin yerinde, 17. yüzyılda yaptırılmış başka bir camii bulunuyordu. Bu caminin 1867 senesinde yanmasının ardından, Sultan Abdülaziz ile annesi Pertevniyal Valide Sultan’ın katkıları ile Aziziye Camii yaptırıldı. Pencerelerinin kapılarından büyük olması ile dikkat çeken bu caminin yapımında kesme Gödene taşı kullanılmış. 4. Kapu Camii Ihyaiyye Camii olarak da bilinen Kapu Camii, eski Konya Kalesi’nin kapılarından birinin yakınında yer aldığı için bu adı almış. İlk olarak 1658 yılında yaptırılmış olan cami, başına gelen yangınlardan sonra 1868 senesinde üçüncü defa yeniden yapılmış. Kapu Camii, Konya’da bulunan Osmanlı camileri arasında en büyük olanıdır. 5. İplikçi Cami İplikçi Cami 1202 senesinde, Sultan II. Kılıçaslan döneminde, Vezir Şemsettin Altınaba tarafından yaptırıldı. Yıllar içinde çeşitli onarımlar geçirerek günümüze ulaşan cami, İplikçiler Çarşısı’nın yakınında olması nedeniyle bu adı aldı. Selçuklu dönemine ait mimarisi ile dikkat çeken camideki İplikçi Cami Şadırvanı’nın ilginç bir özelliği bulunuyor. İki kişi, 8 sütundan oluşan şadırvanın karşılıklı sütunlarına sırtlarını dayayarak konuştuğunda birbirlerinin sesini mikrofondan geliyormuş gibi duyuyor. 6. Şems-i Tebrizi Türbesi ve Camisi 13. yüzyılda yapıldığı düşünülen Şems-i Tebrizi Türbesi, Şems Parkı içinde bulunuyor. Türbe, cami ile bitişik duruyor. Bu yapı, Abdürrezakoğlu Emir İshak Bey tarafından 1510 senesinde onarıldı, genişletildi ve günümüzdeki halini aldı. Şems-i Tebrizi’nin Mevlana’nın düşünce hayatında önemli bir yere sahip olduğu biliniyor ve bu türbe Konya’nın en çok ziyaret edilen yerleri arasında bulunuyor. 7. Eşrefoğlu Camisi Hem taş hem ahşap işçiliğinin en güzel örnekleri ile dolu olan Eşrefoğlu Camii, yerli ve yabancı turistler tarafından hayranlıkla ziyaret edilen bir yerdir. Konya’nın Beyşehir ilçesinde yer alan cami, Anadolu’da bulunan ahşap direkli camilerin en büyüğü olarak biliniyor. Görkemli çini, mozaik süslemeleri ve mimarisi ile beğenilen cami, 1296-1299 tarihleri arasında Eşrefoğlu Emir Süleyman Bey tarafından yaptırıldı. 8. Şerafeddin Camii Şeyh Şerafettin tarafından 12. yüzyılda yaptırılan cami, Hükümet Konağı’nın güneyinde yer alıyor. 1444 yılında onarılan Şerafettin Camii, 1636 yılında tamamen yıktırılarak Konyalı Çavuşoğlu Mehmet Bey tarafından yeniden inşa ettirildi. İçi yazı ve nakışlarla dekore edilmiş olan cami, gövdesi ve kubbesi ile ilgi çekiyor. 9. Sadrettin Konevi Camii ve Türbesi Sadrettin Konevi’nin aslen Malatyalı olduğu ve sonrasında Konya’ya yerleştiği biliniyor. Muhyiddin İbnü’l-Arabi’den eğitim alan ve tanınmış bir bilgin olan Sadrettin Konevi, Mevlana’ya derin bir sevgi ile bağlanmış. Sadrettin Konevi’nin türbesi, 1274 yılında yaptırılan ve Selçuklu dönemine ait tarihi bir cami olan bu caminin bahçesinde bulunuyor. 10. Sahip Ata Camii 1258 – 1283 yılları arasında Anadolu Selçuklu Veziri Sahip Ata tarafından yaptırılan ve mimarı Abdullah Bin Kellük olan mescid; türbe, hanigah ve hamamdan meydana geliyordu. Bu yapı, görkemli taç kapısı ve göz alıcı güzellikteki çinileri ile dikkat çekiyordu. Zamanla eskiyen mescidin yerini bugünkü Sahip Ata Camii aldı. 11. Gömeç Hatun Türbesi Dış görünüşü bir kaleyi andıran Gömeç Hatun Türbesi, Anadolu Selçuklu Sultanı Rükneddin Kılıç Aslan’ın karısının kabrine ev sahipliği yapıyor. Türbe, Musalla Mezarlığı’nda yer alıyor. 12. Nasreddin Hoca Türbesi Mizah ustası ve filozof Nasreddin Hoca’nın mezarına ev sahipliği yapan türbe, Akşehir’de bulunuyor. Nasreddin Hoca’nın 1284 yılında öldüğü biliniyor. Bugün ziyaret edilen türbe ise 1905 yılında, Akşehir kaymakamı tarafından yaptırıldı. 13. Tursunoğlu Tahir Paşa Camii Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda rolü olan Dursun Fakih’in oğlu tarafından yaptırılan Tursunoğlu Camii’nde 1389 senesinde ilk Osmanlı Hutbesi’nin okunduğu söyleniyor. Cami 1885 senesinde Osmanlı paşalarından Tahir Paşa tarafından restore edilmiş ve adı Tahir Paşa Camii olarak değiştirilmiş. Konya’da Görülmesi Gereken Doğal Güzellikler 1. Beyşehir Gölü Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olan Beyşehir Gölü, kalkerli bir arazi içinde yer alıyor ve yer altı suları ile besleniyor. Göl üzerinde Hacı Akif, İğdeli, Kızkulesi, Akburun, Mada, Yılanlı, Külbent gibi büyüklü küçüklü 23 ada bulunuyor. Beyşehir Gölü Milli Park alanında muhteşem doğal güzellikler arasında yürüyüş yapabilir, göl kıyısında gün batımını izleyebilir, bisiklete binebilir ya da bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Bolca balık bulunan gölde olta balıkçılığı da yapılıyor. 3 km uzunluğundaki Beyşehir Gölü Plajı da Konya’nın gezilecek yerlerinden biri. Burada su sporu imkanları ve çadır alanları bulunuyor. 2. Tuz Gölü Ankara, Konya ve Aksaray illerinin kesiştiği yerde bulunan Tuz Gölü, yüzölçümü bakımından Türkiye’nin ikinci büyük gölü olarak dikkat çekiyor. Tuz ihtiyacımızın %40’ını sağlayan göl, su kuşları için de önemli bir konumda. Tuz Gölü’nü ziyaret ederseniz gökyüzünün göle yansıması sonucu harika fotoğraflar çekebilirsiniz. Burada özellikle gün batımı zamanları çok daha büyüleyici oluyor 3. Yerköprü Şelalesi Göksu Nehri üzerinde yer alan Yerköprü Şelalesi, bir doğa harikası olarak oldukça ünlü. Göksu Şelalesi olarak da bilinen şelale, Konya’nın merkezine yaklaşık 110 km uzaklıkta bulunuyor. 20 m yükseklikten akan ve çok güzel bir manzara sunan şelalenin çevresinde piknik yapılabilecek alanlar bulunuyor. 4. Karapınar Çölü Konya’da bulunan ve binlerce hektarlık alanı kaplayan Karapınar Çölü, Türkiye’nin tek çölü olarak öne çıkıyor. Buzul çağında bu bölgede yer alan bir gölün kuruması ve kalan tortuların rüzgarla taşınıp birikmesiyle kumullar oluşturması çölün oluşumunu sağlamış. 1962 – 1970 arasında erozyonla mücadele amacı ile bu bölgede ağaçlandırma çalışmaları yapılmış. Hilal şekilli kumullar hala görülebiliyor. 5. Meke Krater Gölü Konya’nın Karapınar ilçesinde bulunan Meke Krater Gölü, sönmüş bir volkan kraterinin gaz patlaması sonucu suyla dolmasıyla oluşmuş. Ortasında adacıklar bulunan bu doğa harikası göl, dünyanın nazar boncuğu olarak da anılıyor. Ancak günümüzde yer altı sularının bilinçsiz kullanımı ve kuraklık nedeni ile göl kurumaya yüz tutmuş durumda. Konya’nın Gezilecek Tarihi Yerleri 1. Çatalhöyük Neolitik Antik Kenti İnsanlığın ilk yerleşim yerlerinden biri olarak bilinen, 7400 yıllarına tarihlenen ve 1958 yılında arkeolog James Mellaart tarafından keşfedilen Çatalhöyük Neolitik Antik Kenti, doğu ve batı yönlerinde yan yana olan iki höyükten oluşuyor. 2012 senesinde UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınan antik kentte başlayan yerleşimin izleri günümüzden 9 bin yıl öncesine kadar uzanıyor. Bu alandan yerleşik hayata geçiş dönemine ışık tutan birçok arkeolojik veri elde ediliyor. 2. Sille Köyü 5000 yıllık bir tarihe sahip olan Sile Köyü; Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı zamanlarından izler taşıyor. Köyün tarihine bakıldığında Neolitik Çağ’a kadar uzanan veriler mevcut. Eski zamanlarda ticaret yolları üzerinde bir merkez olan köy, farklı kültürleri bir arada yaşatmış. 3. Kilistra Antik Kenti Antik Roma zamanından bugüne gelene kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Kilistra Antik Kenti, Konya’nın Meram ilçesinde yer alan Gökyurt Köyü’nde bulunuyor. 3. yüzyılda yerleşim yeri haline gelen ve Kapadokya’ya benzeyen atmosferi ile dikkat çeken kent, tarihi Kral Yolu üzerinde yer alıyor. Haç Planlı Şapel, Sümbül Kilise ve Büyük Su Sarnıcı antik kentte görülebilecekler arasında bulunuyor. 4. İsaura Antik Kenti ve Zengibar Kalesi 1860 metre yükseklikteki bir tepe üzerine kurulan İsaura Antik Kenti, Konya’nın Bozkır ilçesinde yer alıyor. Su kaynaklarının bol olduğu ve şehrin pek çok yerinin rahatlıkla gözlemlenebildiği bu tepe özellikle seçilmiş. Buradaki antik kent, Zengibar Kalesi olarak da biliniyor. Kentin mimarisin bakıldığında yüksek bir sanat anlayışının hakim olduğu görülebiliyor. 5. Kubadabad Sarayı Konya’nın Gölyaka Köyü’nde bulunan Kubadabad Sarayı, Sadeddin Köpek tarafından Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad’ın emriyle yapılmış. 1220 senesinde yapımına başlanan saray, 1236 senesinde tamamlanmış. Kubadabad Sarayı Külliyesi, günümüze ulaşabilmiş tek Anadolu Selçuklu saray yapısı olarak görülüyor. Saraydaki kazılarda ortaya çıkan çini eserleri Karatay Müzesi’nde görebilirsiniz. Konyada Gezilcek Yerler içeriği, 05 Kasım 2020 tarihinde sitesinin Keşfet bölümüne eklenmiştir.

küçük konya olarak bilinen yer