🐃 Anne Ile Ilgili Mektup Örnekleri
ÇocuktanAnne ve Babasına Mektup. Sevgili Anneciğim, Babacığım, Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim: Sürekli bir büyüme ve değişme içindeyim. sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik geliştiriyorum. Beni tanımaya ve anlamaya çalışın. Deneme ile öğrenirim.
Doğruörnek bildirim mektubu. Harflerin doğru yazımı, her özel durum için kendine has özellikleri olan karmaşık bir bilimdir. Yüzyıllar boyunca, insanoğlu günlük yaşamda ve işte bilgi mektupları kullanıyor. Yıllar boyunca, her bir özel durum için, kendi örnek bildirim mektubu oluşturulmuştur. Doğru örnek bildirim mektubu
ÖzgeçmişÖrnekleri, Özgeçmiş günümüzde latince karşılığı olan CV (Curriculim Vitae) hayat koşusu olarak adlandırılmaktadır.Özgeçmiş mektubu genellikle iş başvurusunda istenilen, sizin kendi potansiyelinizi, özel hayatınızı, hobilerinizi, yeteneklerinizi, tecrübelerinizi ve iş verene sunacağınız katkıların neler olabileceğini anlatan bir mektuptur.
Yolusevgiden geçenlerin..hikaye,ayrılık, dost,dostluk, sevgi sözleri, sevgiliye, ayrılık,e-kart,sevgi,ask, mesajlar,türkçe,sevgili,ekart
Geçenhafta yayınlanan “Diyabet Tedavisinde Bir Sahtecilik Örneği ve 3 Bakanlığa Soru” yazımla ilgili olarak Sağlık Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Sayın Selami
Anne tek isteğim şu anda ‘hata olmuştur’ diyebilmen. Sen eninde sonunda o yataktan kalkacaksın. Ben bu acıyı nasıl unuturum bilmiyorum. Bu korkunun kalıcı olmasından korkuyorum. Seni kaybedebileceğim artık gün gibi ortada. Ben seninle var oluyorum, sana bir şey olursa benim ne olacağımla ilgili hiçbir fikir yok kafamda. Sen varsan varım, anne.
Annelergünü ile ilgili mektup için örnekleri inceleyebilirsiniz. “Benim Canım Annem, Anne bugün anneler günüymüş. Babamla birlikte sana bir sürpriz hazırladık. Ama sana sürprizin ne olduğunu söylemeyeceğim çünkü bu eğlenceyi bozabilir. Bunun yerine sana bir mektup yazmak istedim.
aC9U. Anneler Günü ile ilgili olarak giriş gelişme sonuç şeklinde anneye mektup yazınız. Başlık Anneme MektupCanım anneciğim, sen benim şu dünya en büyük şansımsın. Senin evladın olmak bana gurur veriyor. Senin o merhamet dolu kalbinde yerim olduğu için çok mutluyum. Sana olan sevgimi anlatmaya kelimeler yetmez anne. Sen ki benim rahata ermem için ne kadar fedakarlık yaptın bilirim. Ben de sana hayırlı bir evlat olmak senin varlığın bana güç veriyor. İyi ki yanımdasın. Senin gibi bir anneye sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Elimi hiçbir zaman bırakma olur mu? Sen yoksan ben çok eksiğim. Hayat o zaman bomboş geliyor canımın gökyüzüsün. Senin hakkını ne yapsam da ödeyemem. Çocukluğumdan beri bana her zaman kol kanat gerdin. Ben üzülünce sen de üzüldün. Sevinçlerimle sen de mutlu oldun. Şimdi söyle annem, senin gönlünü hoş tutmak için ne yapayım. Ne yapayım da sana hayırlı evlat olayım. Güzel annem, senin varlığınla hayatım anlam kazanıyor. Sen olmasan ben ne yapardım?Kıymetli anneciğim, sen benim can evimsin. Dünyama güzellikler katan biri varsa o da sensin anne. Sana sadece anneler gününde değil her zaman saygı duyuyorum. Sen, bana her daim örnek olan bir insansın. Senin varlığın bana güven veriyor. Senin sayende yüreğim huzurla doluyor. Annem ellerinden öpüyorum.
Mektup nasıl yazılır, dikkat edilecekler şeyler nelerdir ve mektup örneği haberimizde. Teknoloji gelişti; Facebook, Twitter, Whatsapp gibi uygulamaların gelişmesiyle mektup eskisi gibi sık yazılmamaktadır. MEKTUP NASIL YAZILIR?1- Mektup kesinlikle çizgisiz beyaz kağıda Kağıdın sadece bir yüzü Mektup kurşun kalemle değil tükenmez kalemle Mektup kağıdının sağ üst kısmına yazıldığı yer ve tarih Mektup yazıldıktan sonra Mektubun sol üst köşesine adres ÇEŞİTLERİ 1- Özel mektuplar2- İş mektupları3- Resmi mektuplar4- Ebedi ve Felsefi mektuplar5- Açık mektuplarHitap Bölümü Hitaplar mektubu yazacağımız kişi, ya da kuruma olan samimiyetimize göre şekil alır. Örneğin sevdiğiniz, samimi olduğunuz bir arkadaşınız için “Canım Arkadaşım,” ile başlayabilirsiniz. Sayın Yönetici, Sevgili Annem gibi samimiyetinize göre uygun bir hitap kullanabilirsiniz. Hitap bölümü mektubun sol üst kısmında Giriş Bölümünden önce yazılır. Hitaptan sonra virgül kullanılır ve paragraf atlayarak giriş bölümüne Bölümü Giriş bölümünde, neden mektup yazdığınızı anlatabilirsiniz. Ya da son aldığınız mektuptan hala böyle bir gelenek varsa bahsedebilirsiniz. Gelişme Bölümü Mektubunuzda bahsetmek istediklerinizi yazacağınız ana bölüm burasıdır. Konuları paragraflar halinde Bölümü Kısaca bitirme, iyi dilekler ve selam ÖRNEĞİ Mektup TürleriMektuplar, konularına ve yazanla yazılan arasındaki ilgiye göre mektuplarBirbiriyle yakın, tanışık insanlar ve eş dost arasında yazılan mektuplardır. İsteğe bağlı türdeki mektuplarda doğal ve samimi anlatım ön ve edebiyatçıların,daha çok genel konular üzerinde yazdıkları özel mektuplara edebi mektup’ da Mektubun ulaşma süresinden daha erken ulaşması gereken kısa ve öz olarak oluşturulan bir mektup türüdür. Telgrafta az ve öz ifade önemlidir. Resmî mektuplarDevlet kurumlarının aralarında veya kişilerle devlet kurumları arasında yazılan mektuplardır. Bu tür mektuplarda anlatım ciddi ve saygılıdır. Konu dışındaki bilgi ve istekler yer mektuplarıÖzel kurumların arasında veya kişilerle kurumlar arasında, yapılan mektup yazışmasına iş mektubu mektup türünde açıklayıcı anlatım dilekte ya da bildiride bulunmak veya bilgi vermek amacıyla resmi düzeylere sunulan tarihli, imzalı mektuplarHerhangi bir düşünceyi, görüşü açıklamak, bir tezi savunmak için bir devlet yetkilisine ya da halka hitaben, bir kişi ya da kurum tarafından yazılan, gazete, dergi aracılığıyla yayımlanan mektuplardır. Açık mektup örneklerine zaman zaman gazete ve sanat dergilerinde mektuplar; makale, fıkra, inceleme yazılarından birinde yer alabilir. Edebî mektuplarEdebî mektuplar; yazarlar, içerikleri ve ifade şekilleri ile özel mektuplar içinde ayrı yer tutar ve ayrı şekilde ele alınırlar. Edebî mektuplarda, mektubun yazıldığı dönemin edebiyat ve düşünce olayları yer alır. Yazar, karşısındakine öğüt verir, yol gösterir. Eski dönemlerde, bu tür kişisel edebî mektuplar, “Mektûbât = Mektuplar” adı altında toplanır ve geniş kitlelerin de okuyabilmesi için yayımlanırdı.
Giriş Tarihi 1647 Son Güncelleme 1653 Ölen Anneye Mektup Örnekleri Evet, anne bu gün Anneler günü… Sen yine yoksun… Sen gideli, tam üç yıl 21 gün 14 saat oldu… Bunca zaman geçti hala sensizliğe alışamadım… Sensiz bu hayat gerçekten çok zor… Güneş biraz puslu mu doğuyor? Esen deli poyrazlar senin yokluğunda, daha da mı deli esiyor? Ben korkuyorum bu deliliklerden, sığınacak bir kucak arıyorum. Sen yoksun anne… Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya, başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde, kâğıdı, kalemi elime alıp, seninle dertleşmek, yalnızca sana yazmak ve yalnızca seni özlemek geçiyor içimden. Sana yazmak. "Sana Seni Yazmak".Nasıl olacaksa? Güneşin her doğuşunda, ben biraz daha batıyorum. Bu hayatı anlamsız, sensiz yaşıyorum, sensizliğe alışamadan! Her gün seni özleyerek ve bekleyerek… Hayatın son demine yaklaşırken artık günlerim normal günlerden, gecelerim normal gecelerden daha uzun. Bu uzun gecelerde sığınacak bir liman gibi kucak arıyorum… Sen yoksun anne… Sen gittiğinden beri her acıyı tattım… Her çileyi gördüm… Hayatın her cilvesine alıştım anne. Biliyor musun? Her şeye alıştım, yalnız senin yokluğuna alışamadım anne… Evet, şimdi daha iyi anlıyorum. Senin gidişin bana; acıdan, hasretten, gözyaşından başka hiç bir şey vermemiş… Gelecekle ilgili, senin verdiğin manevi destek olmayınca, yıkılan hayallerime, yok olan geçmişime, kaybolan geleceğime hep ağlıyorum annem… Annem; bunlar benim içimde yaşadığım olaylar. Sen şimdi oradan, ben seni toplum içinde böyle mi davranasın diye yetiştirdim diyebilirsin! Sakın deme! Bu benim seninle olan özel bir konuşmam… Annem, yattığın yerde rahat uyu… Annem, öbür yanda babamla aranız nasıl? Yan yana yatıyorsunuz ama… Bilirim babamla yan yana olmak sana her zaman keyif verir… Annem, hiç merak etme! Burada her şey senin bıraktığın gibi… Emanetlerini korumaya, hep birlikte büyük özen ve itina gösteriyoruz. Tıpkı senin bize öğrettiğin gibi… Doğurulmuş çocuktan ölmüş anneye mektup; Olmuyor anne, özlüyorum işte, arıyorum varlığını. Belki seni özleyebilecek kadar bile vakit geçiremedik. Belki resimler olmasa yüzünü bile her ayrıntısıyla hatırlayamayacağım. Ah anne, gülüşünü hatırlamıyorum; hiç gülmemişsin ki fotograflarında. Birinde bile. Bencilliğin dibe vurduğu anlar sen en çok yanımda istediğim anlar biliyorum. Hem haberin var mı? Bir gün kimseye ihtiyacım yok diye yırtınıyorum, diğer gün "annem nerede"? diyorum böğürerek ağlamalarımın arasından. Ah anne o kadar zor ki, sen bilemezsin bu acıyı, sen annesiz kalmadın çünkü. Bende senden kalanlarla paylaştım acını yıllardır. Anne korkuyorum, tüm anneli şarkıları dinliyorum yokluğunda, seni unutamıyorum. Ben seni istiyor, seni özlüyorum. Bu aralar en çok '' Ah annem olacaktı şimdi yanımda...'' ile başlıyor cümlelerim. "Bi tek annem olaydı bana bişey olmazdı diyorum. Sonra bakıyorum kendime aslında oldukça ucuz atlamışım sensizliği ben. Hiç de fena gitmiyorum ama özlüyorum işte yine de. Dön diyemiyorum bile, öyle bir gittin ki, nasıl olduğunu neresi olduğunu tahmin bile edemeyeceğim bir yerdesin. Belki her yerde, belki de hiçbir yerdesin. Küçükken ben yine, bir rüyamı hatırlıyorum, iki üç gelişinden biriydi zaten. Bir sonraki gün matematik sınavım vardı ve sen bir gece önce rüyamda bana rakam dolu bir kâğıt gösterip hiç konuşmadan yüzüme baktın, düşünceli bir bakıştı bu. Seni, mimiklerini bilmediğimden anlamamıştım, ama o sınavı geçmiştim anne. Yine sınavım olsa yine girer misin rüyalarıma? Neden bir daha hiç gelmedin ki sanki? Ne sınavlar atlattım ben yokluğunda. Bazı filmler, diziler çektiler anne, komedisi dramı. Konusu da şuydu; bir insanın sevdiği birinin ölümüyle başlıyordu ve sonra ölen kişi geri dönüyor ve filmin sonuna ya da diğer bölümlerde o kişiyle yaşıyordu sanki hiç ölmemiş gibi. İtiraf etmeliyim ki bazen derin nefesler çekip ah keşke.. Dediğim oldu. Bencillik dolu nefesler işte. Öyle ya, belki dünyada göremediğin göremeyeceğin huzuru buldun gittiğin yer de? Ne diye rahatsız etmek isteyeyim ki seni? Bencillik işte? Bir gün kavuşacağız ümidiyle yaşamak güzel de hiçbir şeyin garantisi yok ki. Ya seni son görüşüm.... Kahretsin, o anı bile hatırlamıyorum ki. Son doğum günümden kalan birkaç renkli fotograftasın sadece. Elbette ruhun adın varlığın hep kalbimde ama ben seni de istiyorum anne. Karşımda, yanımda, derdimde, mutluluğumda, hüznümde başarımda, aşkımda geleceğimde istiyorum seni. Kuşak çatışmaları, ne giydin böyle tartışmaları,saat kaç oldu neredesin sen kavgaları.. hiçbirini yapamadık seninle. Kimseyi yerine koyamıyorum, koyamam anne. Çocukluğum sensiz daha kolay geçti belki de, ama şimdi iyiden iyiye koyuyor anne. İlk adımlarımı, ilk kelimemi, ilk oyuncağımı hatırlayan kimse kalmadı hayatta anne. Sen, kavuştuğumuzda bana bunları söylersin değil mi? Söz ver anne. Ya da dur verme, çünkü son hatırladığım, birlikte çok mutlu yaşayacağımıza dair verdiğin sözdü. Her anımda yanımda olacağına dair verdiğin söz. Neyse,boş ver anne. Belki de,hayatta olup ta beni sensiz bırakandansa,her gece ruhuna dua etmek belki daha iyidir anne. İşte senin arkandan oynadığım oyun anne,mutlu olma oyunu. Nasıl ama,kendimi iyice kaptırmışım değil mi? Seni seviyorum anne.. Bu kadar çok anne demek yazmanın kurallarına aykırı ama bu kelimeyi doya doya söylemeyi öyle çok seviyorum ki anne. Yazması da pek bir keyifli geliyor anne. Geriye bir bakıyorum 22 yıl oldu sen gideli. Tam 22 yıl öncesinin tam Mart'ın 13'ünün tam da Salı' hemen önüme dönüyorum fena geliyor. Belli ki kart atacağın ya da arayabileceğin bir yerde değilsin yoksa çoktan gelmiştin. Küçükken tesadüfen öğrendiğim o şarkıda geçen gemiye mi bindin anne? Bana uzunca bir tatile gittiğini söylediler ama maalesef ki şimdikinden daha çoktu belki de aklım o zamanlar. Ama inanmış gibi yaptım bu yalana. Çünkü inanmak için geçerli bir sebebim vardı çocuktum. Çocukluğun verdiği bu lüksü kullandım inanmış gibi yaptım. Hani olsaydı ne olurdu? dediğimiz durumlar vardır ya. İşte konu sen olunca meraktan çatlıyorum ben. Olsaydın ne olacaktı, ne olacaktım, ne olacaktık? Bizi birbirimize emanet bıraktığın anan bazen kafamı bozmuyor değil haberin olsun. İyice yaşlandı yahu. Ama keşke sen de... tamam tamam sustum biliyorum bizim ailede yasak kelime; keşke. Hadi öptüm bay o zaman. Kapıyorum ben fazla yazmasın . Başımda ağrıyor zaten uyuyacağım daha. Biliyorum ölmek için yaşıyoruz. Eh o halde Geldiğimde görüşürüz. Ferhan Petek Anneye Mektup Kokun sinmiş yatağımın baş ucuna be anne Beni uyandırmak için yanıma otururdun ya Yüzümü her gece, tam oraya yaslıyorum Nefes alamıyorum, ama kokuna doyamıyorum Ne yapayım, sensiz yapamıyorum anne Şimdi artık hayat anlamsız, ayrılık zamansız Yokluğuna alışmam anladım artık imkansız Sokağımıza yağmur ağır ağır çiseliyor Odama sağak sağnak hasretin yağıyor Hava kararınca dışarı çıkmamı istemezdin ya Şimdide çıkmıyorum, o sokaklar beni boğuyor Yatarken sıkıca giydirirdin üzerimi Artık ince bir gecelikle yatıyorum Üşümüyorum ama yokluğunla yanıyorum anne Hayat boş, gönlüm sarhoş Ne olur gel artık dünya gözümde bir hoş Sevdiğin çiçekleri koydum odama Menekşeni, kırmızı gülünü bide sarmaşık Sensiz hayat inan anne karma karışık Bazen bayraksız vatan Bazen de vatansız bayrak gibi Anlamsızım Sen yürekteki sızım Sen en büyük yaram Söyle anam Sensizliğe nasıl dayanam Canımın Ötesi Annem / Mektup Güne kattığım ilk nefeste, yokluğun var annem…Zamanla küllenir demişti herkes sensizliğin acısı için. Yalanmış annem. Gecenin koyu yalnızlığı gibi düşlerimde, günün ilk tokadı gibi sabahımda yokluğunun keskin sızısını yaşıyorum. Hatta belki günden güne acısı artan, sırtıma saplanmış bir bıçağın kanattığı ve günbegün ince ince kanayan bir yara sensizlik… Hayatımın fotoğrafını çekiyorum her gün. Şöyle bir bakıyorum. En iyi teknikler kullanılmış, malzemede masraftan kaçınılmamış, dekorun cıvıl cıvıl olduğu bir kare elimdeki. Ama biliyor musun, asla netleşmiyor, hep flu bir fotoğraf bu. Çünkü bir eksik var. Hem de yeri hiçbir şeyle doldurulamayacak bir eksik…Anne sıcaklığının yerini hangi fotoğrafçı doldurabilir ki… Bazen de bir film haline geliyor hayatım. Ayaklarımı uzatıp, beyazperdenin büyülü dünyasına adım atıyorum. Hem tek seyircisi, hem başrol oyuncusu olduğum bir film bu. Ve seyirci olarak izlerken, baş aktrisin benden başka hiçbir seyircinin okuyamayacağı tanımsız acısının izini okuyorum gözlerinde. Çünkü en neşeli sahnede bile, gülerken gözlerinin ışığı eksik annem. Sen eksik olunca, ışık da eksik. Filmin süresi uzun mu olacak, kısa mı olacak onu kestirmem mümkün değil. Ama eminim, o ışık son sahnede bile geri gelmiş olmayacak o gözlere. Çünkü onlar ait olduğu yerde. Senin özleminde yitirdim annem… Bazen de en keyifle okuduğum kitap oluyorsun. Bilirsin bir kitabı okurken o dünyanın içine girer, kaybolurum ben. Nasıl büyük bir zevkle okuyorum senin romanını bir bilsen. Sonunu hep merak ederim kitapların. Bu kitabın etmiyorum. Hatta hiç son sayfaları okumayayım diye dua ederken, bir de bakıyorum son sayfaya gelmişim. İsyan duyguları kabarıyor içimde. Ne yazık ki haykıramıyorum dilimin ucunda yapışıp kalan sızımı. Çünkü kitabın yazarı eşsiz bir yazar. Ve hepimizin hayatını o yazıyor. Ne söylesek, ne yapsak da biliyorum ki tüm kitapların sonu aynı. Kitabın ince mi kalın mı olacağına karar vermek yetisi kahramanlarının değil. Yazara saygı duymanın gerekliliği içinde, boynumu eğip, kitabın bittiği gerçeğini kabullenmeye çalışıyorum. Baş kahraman öldü ama, tutunduğu yürekteki yeri sapasağlam. Sürekli olarak geri dönüşlerle dolu anlar yaşıyorum. Çalışırken, konuşurken, kitap okurken, müzik dinlerken, her an ama her an bir yanım tamamen seninle. Hastanede yaşamdan koptuğun anları yeniden yaşıyorum bazen, bazen de çocukluğumun en sıcak günlerine geri dönüp, eşsiz sıcaklığına sığınıyorum. Seni kızdırdığım ve üzdüğüm günler de dün gibi aklımda, en yakın dostun olup dertleştiğimiz anlarda. Ama biliyor musun annem, sen aslında hiç kimseye kendini tam olarak açmadın gibi geliyor bana. Hayatın içindeki karmaşık bütün sorunları kendi kendine çözmeye çalışan, çok kırılgan, bir zamanlar çok acılar çekmiş kadın olmana rağmen hep kendine sakladın hüzünlerini…O buram buram acı kokan yanını, canın kadar çok sevdiğin babamı bile ortak edip etmediğin konusunda tereddütlerim var. Zorluklarla kendi kendine savaşmaya çalışan yorgun bir savaşçıydın sen. Ne yazık ki artık savaş bitti, savaşçı gitti…Ölüm 1 – 0 galip. Tatlı annem, mektubumun üstüne pul diye sevgimin şeklini yapıştırdım, zarfın rengi kara belki ama yüreğin değdiği anda şeker pembe olacak şekilde özel olarak ayarlandı. İçine konan mektubu ise o güzelim yeşil gözlerinle değil, anne önsezinle ulağımız ise beyaz kanatlı bir melek…Yokluğunun acısı ile boz bulanık olan evlat sevgimle, yaşama doymayan gül yüzünü öpüyorum canım annem… Sizin Hiç Anneniz Öldü mü? Benim Öldü Kalk anam kalk, Allah aşkına kalk bak mevsim umut mevsimi papatya mevsimi, gül mevsimi mevsim bahar dağlar kar suların coşup taştığı zamandır... Kalk yarasına merhem olduğum kalk ben geldim uyan da bir bak yatma öyle sessiz, öyle nefessiz n'olur yatma öyle çaresiz aç gözlerini yaşadığını bileyim gülersen güleyim ağlarsan gözyaşını sileyim oynat kirpiklerini bulutlar uçsun gözlerinde bahar yağmurları yıkasın saçlarını ölmek gerekiyorsa ben öleyim... Kalk anam kalk, Allah aşkına kalk ben geldim uyan da bak kime bu nazın, kime bu küsün bu inat niye konuş benimle, Allah aşkına konuş yatma öyle sessiz, öyle nefessiz kurban olduğum bir ses ver, bir nefes yaşadığını bileyim... Kalk anam kalk, Allah aşkına kalk ben geldim uyan da bir bak saklandığımız kovuklarda şidetli yağmurlar yağsın yine rüzgarlar essin, fırtınalar kopsun, şimşekler çaksın koynuna al beni, sarıl sımsıkı başımı göğsüne yaslayayım yeneyim bütün korkularımı ve sen beni hiç bırakma, bıkma n'olur Koynuna al yine, sarıl sımsıkı üşüyorum korkuyorum yıldızlar uykuya yattığında tut elimden güneşe götür beni saçları sümbül anam, yanağı gül anam sayki, küçük bir çocuğum daha hiç büyümedim şimdi ben ne yaparım, nereye giderim kime gösteririm kanayan dizlerimi... Uyan anam bak sümbül vakti, gül vakti bin hayat tomurcuğu umuda kızarır dallarda usul, ağır, yorgun uyuyor bedenin ah ne kadarda güzelsin anam uyan kurban olduğum uyan da bir bak rüzgar vakti dağlarda, sevda vakti... Tut elimden kırlara gidelim beyaz papatyalar toplayayım sana düşersen yalnız kalırım gidersen öksüz taşıyamaz yüreğimin ağrısını hiç bir beden... Kalk Allah aşkına kalk böyle yapayalnız boynu bükük koma beni senin sıcaklığından ayrı, sevginden uzak kime koşarım, nasıl yaşarım böyle bir başıma teninin kokusunu özledim anne, sımsıcak nefesini yavrum diyen o nazlı yumuşacık sesini hadi uyan canyoldaşım, gözbebeğim sarı gülüm, altın kalplim, iyilik meleğim gözlerime acılar yağdıran kalk ki, yine türküler söyleyeyim sana Ey dağlar taşlı dağlar başı telaşlı dağlar ben anamı yitirdim gözlerim yaşlı dağlar Bağların gülü kaldı gamlı bülbülü kaldı ah komşular komşular ben annemi yitirdim boynum bükülü kaldı Kalk anam kalk Allah aşkına kalk sensiz bu yürek nasıl dayanır derdini kalem olup yazmaya, dil olup söylemeye sana sarılmayı özledim, nazlanıp darılmayı kanayan gözlerimde sızılar akıyor bak kırmızı yağmurlar yağıyor üzerime ıslanıyor sensiz kalan yanım hadi uyan yüreğini öptüğüm koma beni buralarda yalnız bırakıp gitme yıkılırım kahrolurum bir kez değil, her gün bin kez ölürüm... Sarılki kokun sinsin tenime anne sevgin işlesin yüreğime bu yalancı dünyada kimim varki senden başka gözlerimden öpecek, üstümü örtecek karanlık soğuk gecelerde... Kalk anam Allah aşkına kalk karanlık çöküyor bak goncagül sevinçler üstüne boynunu büküyor yaşam yaralı ceylanlar meliyor uzak dağbaşlarında turnalar da geçmiyor artık kalk Allah aşkına kalk sen bir maral ol, ben ceylan dağlar gökkuşağı olsun, ovalar seyran Sarıl sımsıkı tenim ol, beni bırakma tut ellerimi benimle ağla, benimle yan benimle uyu, benimle uyan birlikte çıkalım dağlara bak yayla zamanı ben munzur suyu olayım, sen teyran sen nisan ol, ben haziran... ben küçük bir pınar, sen çağlayan akıp gidelim koyun koyuna... Sen yoksan kurur kurnalar dereler susuz, koyunlar kuzusuz kalır melemez bir daha ardından koyunlar kan süzülür kirpiklerden yüreklere keklikler de ötmez bir daha, turnalar da geçmez buralardan bir daha koşamam çayır kuşlarıyla, yarışamam deli sularla bastırıp göğsüme acılarımı küserim yaşama... Kalk anam kalk Allah aşkına kalk bulutlar da ağlıyor bak kalk şiirler dizilsin yollara, türküler dizilsin eğilsin önünde kavak ağaçları, akakasyalar selama dursun çiçekler yaşamın adı sensin, senin adın yaşam düşersem omuzuna üşürsem yüreğine yaslanayım tut ellerimi sevinçlere yürüyellim anne nasıl taşıdıysan beni dokuz ay karnında ben sırtımda taşıyayım seni bir ömür... ....... Ah! nazlı anam uzansam dokunabilir miyim? yüreğindeki incinmişliklere durdurabilir miyim? zamanı gözlerinin içindeki yaşları öpebilir miyim? anlayabilir miyim? yaşamı ve ölümü anlatabilir miyim? acının dayanılmazlığını yaşamın umursamazlığını kim dinler beni... Ey benim dağ dağ kalbime gömdüğüm nazlım benki, düşleri ıssız nehirlere akan o küçük çocuğum daha kar yağıyor, rüzgar uğultuları dışarda al sıcaklığına sar beni, üşüyorum ya gece, gecede üşür mü anne kimsesiz kalınca bırakıp gitme n'olur ......... Ben başımı nasıl taşlara çalmazım dağlar oy gözyaşımı nasıl çaylara salmazım dağlar oy ah komşular komşular hele deyin ya ben nasıl, ya ben nasıl ağlamazım dağlar oy... Sizin hiç anneniz öldü mü? Benim öldü! ... Nuri Can Hasret Çiçekleri Ölmüş bir anneye yazılan mektup Ben sensizliğin acısını, içimi yakmasına rağmen yudum yudum içen bir hayat ise sana olan duygularımı istismar etmiş bir yaban çiçeği... Ve hasretim kapanmamış yarama tüm acılarıyla basılmış olan tuz... Acın, bir damlacık şebnem misali düştü yüreğime. Fakat yüreğim onu bile kaldıramadı, dayanamadı ani ölümünün üzerinden tam üç kere geldi geçti bahar. Martılar uğramaz oldu senden sonra bu diyara... Ya ben annem? Kader seni ellerimden çekip aldıktan sonra yüzümün güldüğünü mü sandın? Seni günden güne unutmak isterken,aksine daha da karanlıklar hapsoldum. Hayat elime ayağıma zincir vurdu, esir düşürdü beni... Ama en acısı da, sana tatlı tatlı annediyememek, atlayamamak boynuna ve sarılamamak doyasıya... Anne sevgisi denen şey bu olsa gerek... Şu an dilimin susmasına rağmen, gözlerimden akan yaşlar kalbimi delecek şekilde ''anne'' diye çığlık annem! Çünkü kalbimin ortasında sen varsın. Seni bir kere kaybettim, bir daha kaybetmek istemem. Benliğim,mahşer çıplakları gibi hayatın ortasında yapayalnız kaldı. Sana hiç bir zaman '' keşke senin yerine ben ölseydim'' diyemedim. Çünkü ben,senin arkamdan dökeceğim bir damla gözyaşına dayanamazdım. O zaman bana deselerdi ki '' Annenin ağlamasını istemiyorsan, senin kalbini bedeninden ayırarak ve ruhunu da içine hapsederek cehenneme atalım '' ben de onlara '' annemin gözünden bir damlacık yaş düşmesin, cehennem ateşlerine bin kere girmeye razıyım'' derdim, hem de seve seve... Şimdi sana iyi bir evlat olamadığıma mı yanayım, yoksa sana yaşatamadıklarıma mı? Oysa ben, gökyüzünün mavisini başına tül,semadaki yıldızları yakana gül olarak takmak isterdim. Nisan yağmurlarının ardına kendini gösteren semayı, üzerine elbise olarak giydirmek isterdim. Ve işte ben, gökteki bütün melekleri başına toplayıp seni kanatlandırmak isterdim. Fakat sonuçta sende bir melektin ve kanatlarında ruhunda gizliydi; bu yüzden bu dileğim hiç bir zaman gerçek olmadı. Çünkü ölüm randevusuz gelirmiş... İşte.... Mezarının başındayım...Görüyorum ki, toprağına damlayan gözyaşlarım, mezarında beyaz beyaz çiçeklerin bitmesine sebep olmuş. Bu çiçeklerin ismi ''HASRET ÇİÇEKLERİ'' olsun annem. Çünkü sana olan sevgimi, özlemimi bu çiçekler açıklamaya yetiyor da artıyor bile...Yalnız senden çok çok dilerim. Çünkü sen cennet bağının gülleri arasında dolaşırken, o güzellerden alıkoydum, bunca üzdüm annem... Ama boş yere mahrum etmedim seni cennetten ANNELER GÜNÜN KUTLU OLSUN!...
Sevgili büyüğüm, Gözünden sakındığın evladını vatan görevini yapması için askere gönderdin. Yemedin yedirdin, içmedin içirdin, giymedin giydirdin evladını. Biliyordun zamanı geldiğinde vatan uğruna canını vereceğini. Her askere nasip olmaz şehadet şerbetini içmek. Cennet ile müjdelendiler kaderlerinde cennet vardı. Sakın ağlama güzel anam. Senin bir değil bin tane evladın var. O güzel şerefe nail olmuş bir anasın. Senin yerinde olmak isteyen nice analar var. Şehit anası olmak her anaya nasip olmaz. Askerlerimiz vatanı teminatı altına almıştır. Atalarımız bağımsızlığımızı kazanmak için canlarını vermişlerdir. Canları pahasına cephelerde mücadele etmişlerdir. Ülkemizin dört bir yanı düşman işgalindeyken askerlerimiz vatan uğruna mücadele ettiler. Kimisi babasını, anasını, kardeşini, abisini savaşa gönderdi. Yediden yetmişe her yaştan insan vatan bağımsızlığı için mücadele ettiler. Şehit olan her askerimiz vatan toprağına karışır. Bugün vatanımız sağ olduysa şehitlerimiz sayesindedir. Vatan savunmasını canları pahasına yaparak işgalden kurtarmışlardır. Hatırla anam bundan yıllar önce vatanımızı işgal etmek isteyen yabancıları. Bizim dinimizi, dilimizi değiştirmek isteyenleri. Kendilerine köle yapmak isteyenleri asla unutma anam. Bugün şehitlerimiz vatanımızın savunmasında özgürlüğümüzün göstergesi olarak karşımıza çıkmışlardır. Sen şehit anasısın asla ağlama asla üzülme. Şehitlerimiz oldukça vatanımız sağ olacaktır. Başa dön tuşu
Anneanneye Mektup Annemin biricik kıymetlisi ve benim her nazımı çeken ve bana hiç kızmayan sevgili anneanneciğim, Doğduğum zaman ilk sen gelmişsin hastaneye , annem söylemişti . Hiç yanımdan ayrılmadan bana bakmışsın saatlerce . Ben ağlarken gözlerin doluyor , bana sarılıyormuşsun . Şimdi büyüdüm kocaman bir çocuk oldum anneanneciğim . Babamın işinden dolayı başka bir memlekette olduğumuz için fazla görüşemesek de ben seni hep çok seviyorum . Yazları çok büyük sabırsızlıkla bekliyorum . Çünkü biliyorum ki torunum gelecek diye , benim sevdiğim yemekleri yapan , benim sevdiğim kıyafetleri alan ve bana çeşitli hediyeler alan canım anneanneciğim . Seni çok özledim . O sıcacık gözlemenin kokusu burnumda tütüyor . Hatırlıyor musun anneanneciğim , bir gün sabah uyanmıştık ve bana hadi bakalım ufaklık bugün tavuktan yumurtaları sen alacaksın dediğinde o kadar mutlu olmuştum ki hemen kümese koşup yumurtaları sepete doldurup anneme göstermiştim . Bak anne bunları ben aldım , başardım dediğimde annenle beraber gülmüş ve bana sarılmıştın . Seni o kadar çok özlüyorum ki anneanneciğim , elbette dedemi de çok özlüyorum . En kısa zamanda orada olacak ve bu güzel anıları tekrar yaşayacağımı umut ediyorum . Seni Allah'a emanet ediyor o nur yüzünden ve ellerinden öpüyorum . O yaşlanmış gözlerinle pırıl pırıl bakışına kavuşacağım kıymetlim , bekle beni geleceğim . Hoşça kal değerlim .
anne ile ilgili mektup örnekleri