Insanlar Parayı Icat Etmeden Önce Bu Yöntemle Alışveriş Yapardı

Osmanlırüyet yapardı. Hesabı kale almadı. Hatta elmalı Hamdi "Hz peygamber biz ümmi bir kavimiz aya bakar oruç tutar aya bakar bayram ederiz; hesabetmeyiz "hadisini ele alarak bu hadise muarıZolarak "biz hesab ederiz" demek açıkça peygambere savaş açmak olarak belirtir. Eskiden tuhaflık akşama doğruminsanlar Osmanlı'da şehrin tepelerine çıkar ve en yüksek yerlerden Amaç bu yedi maymunun her birinin sevdiği yiyecek türünü bulmak ve bu yiyeceği elde etmek için parayı kullanmalarını sağlamak. Deney kafesindeki maymun elmayı seçiyor. Araştırmacılar, maymuna elmayı vermeden önce, elinden parayı alıp, maymuna yiyeceği veriyorlar. Cevap : Insanlar parayı icat etmeden önce bu yöntemle alışveriş yapardı sorusunun cevabı: Takas , herhangi bir değişim aracı kullanılmaksızın, malve hizmetlerin diğer mal ve hizmetlerle değiş tokuş edildiği bir ticaret tipidir. Y3OuIs. Haberler > İslam Dünyası Tarafından İnsanlara Armağan Edilen 15 İcat ve Keşif - 1542 - 2003 1. Karanlık Oda ve Gözün Özellikleri Dünyada ilk kez ışığın göz içine girerek kırılması sonucunda dünyayı gördüğünü keşfeden 10. yüzyılda yaşamış bir Müslüman alim olan İbn Heysem'di. Karanlık odayı ve ışık oyunlarıyla görüntü elde etmeyi ilk olarak İbn Heysem delikten gelen güneş ışığının, dışarıdaki görüntüyü karşı duvara ters biçimde yansıttığını keşfeden matematikçi İbn Heysem’in mucidi olduğu camera obscura’ karanlık oda, bugünkü kameraların atası ünlü kitabında gözün yapısı, yanılsama, serap olayı, perspektif, ışığın kırılması ve fotoğraf makinesinin atası olan 'karanlık oda'dan söz etmekte ve böyle bir delikli kamera ile ters görüntü elde edileceğini belirtmektedir. 2. Satranç 2000'li yıllarda satrancın oynandığına dair bulgular Mısır'daki piramitlerin kabartmalarında açıkça görülebiliyor. Satranç, 6. yüzyılda Hindistan'da ortaya çıktı. Fakat satrancın bugün oynanan formu ilk kez İran'da geliştirildi ve 10. yüzyıla gelindiğinde tüm Asya'ya, Ortadoğu'da bilinen satranç Avrupa'ya Emeviler aracılığıyla ilk defa İspanyollara tanıtıldı. 3. Uçmak Tarihî kaynaklar Endülüslü Abbas Kasım İbn Firnas'ın da uzun çalışmalar sonunda yeni bir keşifte bulunup bir cihaz yaptığını, üzerine kumaş geçirip kanat yerine büyük kuş kanatları taktığını ve bu âleti çalıştırarak havalanıp uçtuğunu kaydeder. Üstelik havada uzun süre kuşlar gibi süzüldüğünü, daha sonra da yavaşça yere indiğini söyler. İbn-i Firnas'ın bu başarısı Batı'da uçak yapıp uçmayı başaran Wright Kardeşler'den 1023 yıl öncesine rastlamaktadır. 4. Sabun Haçlı Seferlerindeki Hıristiyan askerleri gören Müslümanları dehşete düşüren şey onların saldırganlığı değil Avrupalıların çok nadir banyo yapmaları ve vücutlarının çok kötü kokmasıydı. Eski Mısır'da da sabun vardı ancak Araplar bitki yağlarını karıştırarak modern anlamdaki sabunu oluşturdu. Şampuan da bir Arap icadıdır. Şampuan ilk kez İngiltere'ye 1759'da gelmiştir. 5. Sıvılaşma, Rafine ve Kristalize Yöntemleri Sıvıları dağişik kaynama noktalarına göre birbirinden ayırma da ilk kez Müslüman bilim insanı Jabir ibni Hayyan tarafından bulundu. Nitrik asit, Hidrojen klorür ve Sülfürik asit'in rafine ve kristalize yöntemlerini bulduğu Kral Suyu'nu icat ettiği ve Sitrik asit, Asetik asit, Tartarik asiti keşfettiği düşünülmektedir. 'İmbik' geliştirmiş ve kendisinin ortaya attığı 'Baz' kavramıyla Kimya'nın gelişmesine katkıda bulunmuştur. Eserlerinden 12. yüzyılında Latince'ye çevrilmiş olan Kitab al-Kimya adlı eseri, Simya ve Kimya kelimelerinin kökeni olmuştur. 6. Mil Sistemi Düz hareketi döner harekete çeviren mil sistemi de ilk kez bir İslam bilgili olan El Ciziri tarafından geliştirilmiş ve içten ateşli motorun icadına kadar tüm dünyadaki mekanik cihazların temel presibini oluşturmuştu. Sibernetiğin ilk adımlarını attığı ve ilk robotu yapıp çalıştırdığı kabul edilen Ebû’l İz El Cezeri'nin Leonardo da Vinci´ye ilham kaynağı olduğu düşünülür. 7. Kahve Kahve ağacının ilk bulunduğu yer olan Habeşistan'ın Kaffa yöresinin Arapça karşılığı 'qahwah ' dır. Araplar bugün bilinen kahveyi henüz tanımıyorken kelime keyif veren içki, şarap anlamında kullanmaktaydı. Bugünkü anlamını 14. yüzyılda kazanmaya başlamıştır. Bu Türkçe'de 'kahve'ye dönüşmüş, buradan da Avrupa'da café, caffe, koffie, coffee, koffie, Kaffee şekline gelmiştir. İngiltere'ye kahveyi götüren ilk kişi ise yine İngiltere'nin Lombard Caddesi'nde 1652'de ilk defa kahvehane açan Pasqua Rosée tahmini çeviri Paşa Rıza isimli bir Türk. 8. Kubbe ve Kemer Kubbe ve kemer şeklindeki yapılar İslam mimarisinin ürünüdür. Avrupa'nın bir çok yerinde bulunan gotik katedrallerin kemerleri tamamıyla İslam mimarisinden esinlenilerek yapılmıştır. Özellikle kubbe mimarisi konusundaki teknikler Avrupa'ya İslam bilginleri aracılığıyla taşınmıştır. Ayrıca İngiltere Kralı V Henry'nin sarayının mimarı da bir Müslümandı. 9. Cerrahi Aletler Dünyada bugün kullanılan cerrahi aletlerin tümünün nihai dizaynları Endülüs Emevilerinden El Zehravi'ye aittir. Neşter, kemik testereleri, göz ameliyatı makaslarının da aralarında bulunduğu 200 cerrahi alet modern tıpta da hala kullanılır. Hayvan bağırsaklarından yaptığı iplikle attığı dikişlerin kendi kendine kaybolduğunu da Zehravi keşfetmiş ve yine hayvan bağırsaklarından ilk kapsülü yapmıştır. 10. Yel Değirmeni Yel değirmenlerinin ilk olarak nerede kullanıldıklarına dair kaynaklarda çeşitli açıklamalar bulunsa da, yazılı belgelerde ilk yel değirmenlerine, 644 yılında İran-Afganistan sınırındaki Seistan’da rastlanılır. Bu tarihten sonra Çin’de pirinç tarlalarının sulanmasında yel değirmenlerinden faydalanıldığı bilinmektedir. Yaygın görüşe göre; yel değirmenleri Avrupa’ya Haçlı Seferleri sonrasında, 12. yüzyılda Çağ Avrupa’sında, su veya rüzgar gücü dişli çarklarla iş gücüne dönüştürülür,bu da bilinen tahıl öğütme işinin yanı sıra bitkisel yağ üretimi, kumaş çırpma, deri işleme ve kağıt çırpma gibi işlerde kullanılır. Yani, Endüstri Devrimi’nden önce, Avrupa’nın ilk fabrikaları su değirmenleridir. 11. Aşı Bilinenin aksine ilk aşı da İslam dünyasında geliştirildi. Çiçek aşısının Avrupa'da kullanılmasından 50 yıl önce Osmanlı'daki çocuklar Çiçek hastalığına karşı aşılanıyordu. Buna tanık olan dönemin İngiltere elçisinin karısı Lady Montagu, aynı yöntemin ülkesinde de uygulanması için kampanya yürüttü, ancak hem kiliseden hem de bilim adamlarından tepki gördü. 12. Algoritma ve Trigonometri Algoritma sözcüğü, Özbekistan'ın Harezm, bugünkü Türkmenistan'ın Khiva kentinde doğmuş olan Ebu Abdullah Muhammed İbn Musa el Harezmi'den kaynaklanır. Bu alim 9. yüzyılda cebir alanındaki algoritmik çalışmalarını kitaba dökerek matematiğe çok büyük bir katkı sözcüğü de Harezmi'nin 'El’Kitab’ül-Muhtasar fi Hısab’il Cebri ve’l-Mukabele” Cebir ve Denklem Hesabı Üzerine Özet Kitap adlı eserinden gelmektedir. Bu eser aynı zamanda doğu ve batının ilk müstakil cebir kitabı olma özelliğini taşımaktadır. 13. Güneş Yılı Hesaplaması Battani'nin astronomideki en çok bilinen başarılarından biri güneş yılını 365 gün, 5 saat, 46 dakika ve 24 saniye olarak ölçmüş Zij adı verilen çalışması Johannes Kepler, Tycho Brahe gibi Avrupalı astronomlar üzerinde büyük bir etki yaratmıştır. Nicolaus Copernicus, Zij üç defa Latince'ye çevrilmesine rağmen, Ondan yaklaşık 700 yıl önce yaşamış Battani ne yazdıysa, eserlerinde tekrar dünya, Battani'ye bilim dünyasına katkılarından dolayı hürmetini, saygısını göstermiş ve Ay'daki bir bölgeye Albategnius olarak ismini Battani, matematikte trigonometride günümüzde hala kullanılan formüller üretmiştir. 14. Dünya'nın Döndüğü ve Trigonometri Dünya'nın döndüğünü ilk bulan Ümit Burnu, Amerika ve Japonya'nın varlığından bahseden ilk bilim adamı Birûni'dir. Birûni Amerika kıtasının varlığını Kristof Colomb’un keşfinden 500 sene önce bildirmiştir. Matematik, Jeoloji, Coğrafya, Tıp, Felsefe, Fizik, Astronomi gibi dallarda eserler yazmıştır. Birûni’nin trigonometriyi kullanarak bir dağın yüksekliğini ölçtüğü, sonra da yükseltisini bildiği bu noktadan ufuk alçalması açısının ölçülmesi yoluyla meridyen yayı uzunluğunu hesaplaması da geometri açısından önemli bir çalışmasıdır. Meridyen yayı uzunluğunun ilk kez Bîrûnî tarafından bu yöntemle bulunması yaygın bir kanıdır. 15. Gelgit Ebu Ma'şer, Lâtince'ye tercüme edilmiş eserlerinin arasında en meşhur olan 'Kitab'ül Medhal ile tlm-i Ahkâm ün Nücum' adlı kitabında, bunu bir astronomi temellere dayalı birçok astrolojik teorileri ortaya atar. Ebu Ma'şer'in, ilim dünyası tarafından tanınmasını sağlayan en önemli çalışması, dünyamızda her 12 saat 25 dakikada bir meydana gelen, her gün bir önceki günden 50 dakika daha geç tekrarlanan, Ay'ın Dünya'nın çevresinde dönmesi nedeni ile oluşan, deniz sularının kabarıp çekilmesi gel-git konusunda yaptığı astronomik temellere dayalı astrolojik açıklamalardır. İlim tarihi araştırmacılarından olan Prof. Dr. Philip Ebu Ma'şer için, 'gel-git olayının prensip ve kanunlarını Avrupa'ya öğreten, bu konudaki teoriyi ilk defa ortaya atan kişi' diye yazar. Viagra Üretilme amacı göğüs ağrısına iyi gelmesi içindi. Şu anda ise bambaşka bir işe yarıyor. Olsun, o da insanlığa bir hizmet sonuçta. Ped Kimberley Clark, askerlerin yaralarını sarmak için ilk olarak pedi buldu. Şu anda ise kadınların olmazsa olmazı. Sakız Thomas Adams’ın yanlışlıkla bulduğu sakız, aslında aslında plastik yerine geçebilecek bir madde üretmeye çalışılırken bulundu. Post-it Üretilme amacı uzay araçlarında kullanmak için iyi bir yapıştırıcı üretmekti. Paslanmaz çelik Harry Brearli'nin asıl amacı daha iyi silahlar üretmekti. Kendi dalında bir sektör yarattı. Oyun hamuru 1955'de Joseph ve Noah McVicker, duvar kağıdı temizleyici üretmeye çalışırken oyun hamurunu buldular. Duvar kağıdı temizleyicisi bulma çalışmaları, çocukların en sevdiği oyuncaklarından biri haline dönüştü. Slinky 1944'de Richard James, gemilerdeki hassas ekipmanları sabitleyecek bir yay üretmeye çalışırken slinky icat etti. Listerine Ağız gargarası 130 yıldan daha uzun bir süre önce ameliyatlarda antiseptik olarak kullanılmak üzere bulundu. Şu an ise banyo dolaplarımızın vazgeçilmezi konumunda. Teflon Kimyacı Roy Plunkett, soğutucu üzerinde çalışırken tepkimeye girmeyen ve yapışmayan bu kimyasalı buldu. Sakarin Constantin Fahlberg, bu yapay şekeri kömür katranına alternatif bulmaya çalışırken icat etti. Islak mendil Yine Kimberley Clark'ın icadı. Aslında soğuk kremayı silmek için üretildi. Kimberley Clark, yanlışlıkla icat üreten bilim insanları içinde unutulmaz bir yere sahip sanırım. Kellik ilacı İlk başta prostat tedavisi için üretildi. Kalp pili Aslında kalp seslerini kaydetmek için üretildi. Gıda paketleri İlk amacı su geçirmeyen bir kaplama üretmekti. Süper yapıştırıcı Asıl amacı ikinci dünya savaşında kullanılan silahlar için daha iyi dürbün üretmekti. Neye niyet neye kısmet böyle bir şey sanırım. Mor elbise renkleri 1856'da William Henry Perkin sivrisinek ısırığından oluşan malarya hastalığına ilaç bulmak isterken bu boyayı buldu. Hastalığa tedavi derken, tekstil dünyasına çalışmış William Henry. Sprey çamaşır suyu Tıpcılar tarafından kan lekelerini çıkarmak için bulundu. Kola Morfin bağımlılığına alternatif ve ilaç olarak üretildi. Şu anda ise bambaşka bir bağımlılık halinde. LSD İsveçli bir bilim insanları tarafından doğum sancısını azaltmak amacıyla üretildi. İcatlara Genel Bir Bakış Ağırlık Ve Ölçü Birimleri Ağırlık ve Ölçülere ilişkin ilk sistemler eski Mısır ve Babil'de geliştirildi. Bunlar tarım ürünlerini tartmak, ekili arazileri ölçmek ve ticaret işlemlerini standartlaştırmak için gerekliydi. 3500 dolaylarında teraziyi icat eden Mısırlıların standart tartı ağırlıkları, ayrıca cubit denen, yaklaşık 52 cm'ye eşit bir uzunluk ölçme birimleri vardı. Babil hükümdarı Hammurabi'nin 1792-1750 arasındaki buyruklarını içeren "Hammurabi Yasaları" adlı belgede de, standart tartılardan, farklı ağırlık ve uzunluk birimlerinden söz edilmekteydi. Eski Yunanlılar ve Romalılar dönemlerine gelindiğinde, teraziler, ölçekler ve cetveller günlük yaşamın birer parçası haline gelmişti. Günümüzün ağırlık ve ölçü sistemlerinden İngiliz birimleri ayak, libre 1300'lerde, dünyanın büyük bölümünde benimsenen metrik sistemin birimleriyse metre, gram 1790'larda Makinesi Buharın sağladığı güç, insanları yüzyıllarca büyüledi. Eski Yunan bilginleri 1. Yüzyılda buharın insanlar tarafından kullanılabilecek bir enerji taşıdığının farkına vardılarsa da, eski Yunanlılar aygıtları işletmek için buhar gücünden yararlanmayı denemediler. İlk buhar makineleri XVII. yüzyıl sonlarında Worcester markisi ve Thomas Savery gibi mühendisler tarafından tasarlandı Savery'nin makinesi, maden ocaklarındaki suyu dışarı pompalama amacına yönelikti. Gerçek anlamda kullanışlı ilk buhar makinesinin tasarımcısı Thomas Newcomen, 1712'de ilk makinesini yaptı. İskoç alet yapımcısı ve mucit James Watt da, buhar makinesinin daha da geliştirdi. Yaptığı makinelerde buhar ana silindirin dışında yoğunlaştırılıyor, silindiri sırayla ısıtıp-soğutma gereğini ortadan kaldıran bu düzenleme, ısı tasarrufu sağlıyordu. Ayrıca fabrikalarda ve maden ocaklarında, pistonu harekete geçirmede buhar gücünden yararlanılması da, makinelerin verimliliğini artırdı yeni buhar makineleri çok geçmeden fabrikalar ve maden ocakları için önemli bir enerji kaynağı haline geldi. Sonradan boyutların küçültülmesi ve basınç düzeyinin yükseltilmesi gibi yenilikler, buhar makinesinin lokomotiflerde ve gemilerde de kullanılmasını Ve İplik Eğirme İlk insanlar soğuktan korunmak için hayvan postları kullanmakla birlikte, günümüzden yaklaşık yıl önce bez yapmayı öğrendiler. Bu iş için önce yün, pamuk, keten ya da kenevir, bir iğ kirmen yardımıyla eğrilerek iplik haline getiriliyor, elde edilen ipliğin daha sonra dokunmasıyla da bez elde ediliyordu. İlk dokuma aygıtları büyük bir olasılıkla iki değnekten oluşan basit bir çerçeve biçiminde yapılıyor, değneklerle tutulan ve "çözgü" adı verilen birbirine paralel ipliklerin arasına, "atkı" adı verilen bir iplik sıkıştırılıyordu. "Dokuma tezgahı" adı verilen daha sonraki aygıtlarda, atkının daha kolay geçirilmesini sağlamak için çözgüleri birbirinden ayıran çubuklar yerleştirildi, ayrıca, "mekik" denen bir tahta parçası eklendi Bir iplik makarasının takıldığı mekik, birbirinden ayrılmış çözgü iplikleri arasından geçiriliyordu. XVIII. Yüzyıldaki sanayi devrimi sırasında işlemleri otomatikleştiren birçok yöntemin bulunmasına karşın, iplik eğirme ve dokumanın temel ilkeleri, günümüze kadar değişmeksizin kalmıştır. Sanayi devriminin getirdiği yenilikler arasında, çok sayıda ipliğin aynı anda eğrilmesini sağlayan çıkrık makinesi ile geniş kumaş parçalarının büyük hızla dokunmasına olanak veren "uçan mekik" Aletleri Eski atalarımız günümüzden yaklaşık 3,75 milyon yıl önce ayakta durmayı öğrendiler ve çayırlarda yaşamaya başladılar. Yeni işlerde kullanılabilecek biçimde serbest kalan elleriyle, hayvan leşlerinden işe yarar şeyler çıkarmaya ve bitkisel yiyecekleri toplamaya yöneldiler. Zamanla bu işler için el aletleri geliştirdiler. Etleri kesip parçalamak ve kemikleri kırarak içlerindeki iliği çıkarmak amacıyla çakıllar ve taşlar kullandılar. Sonraları, daha iyi kesmeleri için, taşların kenarlarını yonttular. Yaklaşık yıl kadar önce, çakmaktaşına biçim verilerek ilk baltalar ve mızrak uçları yapıldı; ayrıca, kemikler sopa ve çekiç olarak kullanılmaya başlandı. İnsanoğlu günümüzden yaklaşık yıl önce de ateşi buldu. Böylece yiyecekleri pişirebilecek duruma gelen yakın atalarımız, yaban hayvanlarını avlamak için el aletleri yarattılar. Tarım yapmaya başladıklarında da, daha farklı aletlere gereksinme Ve Elektrik İle Çalışan Ürünler Elektrik üretme yöntemi 1831'de ABD'li bilim adamı Michael Faraday 1791-1867 tarafından bulunduysa da, elektriğin evlerde kullanılması, ancak yıllar sonra gerçekleşti. Önce fabrikalar ve büyük şirketler, kendi jeneratörlerini kurarak, aydınlanmada elektrikten yararlandılar. Telli filamanlı elektrik ampulü, 1879'da piyasaya sürüldü ve ilk büyük elektrik santralı 1882'de New York kentinde kuruldu. Zamanla insanlar elektrikli ev aletlerinin ev işlerinde nasıl kolaylık sağladığını gördüler ve ilk vakumlu süpürge gibi mekanik aletlerin yerini, daha verimli elektrikli aletler aldı. Batı toplumlarının orta sınıflarında ev işleri için hizmetçi çalıştırma alışkanlığının gerilemesiyle birlikte, daha az emek gerektiren aletler hızla yaygınlaştı. Mutfak mikserine ve saç kurutma aygıtına 1920'lerde elektrikli motor takıldı. Elektrik akımının ısıtıcı etkisinden yararlanmaya dayanan elektrikli çaydanlıklar, mutfak fırınları ve ısıtıcılar da aynı dönemde ortaya çıktı. Bu aygıtlardan bazıları, günümüzde kullanılanlara çok yakın biçimde Ve Enerjiden Yararlanma Tarihin başlangıcından bu yana insanlar, daha kolay ve daha verimli iş yapmalarını sağlayacak enerji kaynakları aradılar. Bu yönde atılan ilk adım vinç ve ayak değirmeni gibi makineleri kullanma yoluyla insanın kas gücünün daha etkili duruma getirilmesi oldu. Çok geçmeden at, katır, öküz gibi hayvanların kas gücünün insanınkinden çok daha büyük olduğu anlaşılınca hayvanlar ağır yükleri çekmek ve değirmenlerde çalışmak için eğitildi. Zamanla rüzgar ve sudan da enerji kaynağı olarak yararlanılabileceği öğrenildi ve ilk yelkenli gemiler günümüzden yaklaşık yıl önce Mısır'da yapıldı. Romalılar, 1. Yüzyılda tahıl öğütmek için su değirmenleri kullanmaya başladılar. Su enerjisi daha sonra da önemini korudu ve günümüze kadar yaygın biçimde kullanıldı. İnsanların tahıl öğütmede daha verimli bir yöntem bulmaya yönelmesiyle ortaya çıkan yeldeğirmenleri, Ortaçağ'da Avrupa'da adım adım batıya doğru Fotoğraf makinesinin icat edilmesi, ilk kez her türlü nesnenin aslına uygun görüntüsünün kısa sürede elde edilmesini sağladı. Bu icat optik ile kimyanın bileşimi sonucunda gerçekleştirildi. Güneş'in görüntüsünün bir perdeye düşen izdüşümü, IX. Yüzyılda Arap gökbilimcileri tarafından onlardan önce de Çinliler tarafından incelenmişti. XVI. yüzyılda Canaletto gibi İtalyan ressamları düzgün çizim yapmalarına yardım eden mercekler ve camera obscura karanlık kutu gibi araçlar kullanıyorlardı. Alman anatomi profesörü Johann Heinrich Schulze, 1725'te, cam şişe içindeki gümüş nitrat çözeltisinin güneş ışığı altında kaldığında siyah renge döndüğünü fark etti. 1827'de, metal bir levhanın ışığa duyarlı bir maddeyle kaplanmasıyla, ilk kez bir nesnenin kalıcı görsel kaydı Yolculukları , Gemi Seyir ve Yerölçümü İnsanların tekneyle daha çok yolculuk etmeye başlamalarıyla birlikte, gemicilikle ilgili seyir becerilerinin önemi arttı. Gemi yolculukları büyük bir olasılıkla günümüzden yıl kadar önce, Mısırlıların ve Babillilerin ticaret etkinliklerine bağlı olarak Nil ve Fırat ırmaklarında başladı. Mısırlılar ayrıca, piramitler gibi büyük yapıların yaratılmasında temel önem taşıyan yerölçümünün gelişmesine de öncülük ettiler seyir ve yerölçüm, birbirleriyle ilişkili alanlardır; çünkü her ikisi de açıların ölçülmesiyle ve uzaklıkların hesaplanmasıyla uğraşır. 500'e doğru önce eski Yunanlılar, sonra da Araplar ve Hintliler gökbilimin, geometrinin ve trigonometrinin temellerini atarak, usturlab, pusula gibi ilgili aletleri yaptılar. Gök cisimlerinin hareketlerinin ve açılar ile uzaklıklar arasındaki ilişkinin anlaşılması sayesinde, Ortaçağ'da gemiciler, karadaki işaret noktalarına başvurmaya gerek kalmaksızın, denizde yollarını bulmalarını sağlayacak bir enlem ve boylam sistemi yaratmayı başardılar. Romalıların düzgün işleyen yerölçüm aletlerinin yaygın biçimde kullanılmasına öncülük etmesinden sonra, Rönesans mimarları da bunlara, en önemli yerölçüm aleti olan teodoliti İnsanlar çok eski zamanlardan başlayarak sayı saymayı ve hesap yapmayı öğrendilerse de, hesaplama ancak mal alım satımının başlamasıyla büyük önem kazandı. Sayma ve hesaplama işlemlerinde parmaklar dışında kullanılan ilk yardımcı araçlar, birden ona kadar sayıları temsil eden küçük çakıl taşlarıydı. Mezopotamyalılar günümüzden yaklaşık yıl önce, toprağı kazarak içine çakıl taşlarının koyulabileceği bir dizi dik oluk açtılar Çakıl taşlarının bu olukların birinden öbürüne aktarılmasıyla basit hesaplar yapılabiliyordu. Daha sonraları Çin'de ve Japonya'da yüzleri, onları ve birimleri temsil eden boncuk sıralarından oluşan abaküs ya da abakus, abak kullanıldı. Bunu izleyen atılımlar çok uzun bir aradan sonra, ancak XVII. yüzyılda logaritma cetveli, sürgülü hesap cetveli ve basit mekanik hesap makinesi gibi yardımcı hesap aygıtlarının icat edilmesiyle İlk yapay ışık ateşten elde edildi; ama ateş tehlikeliydi ve sağa sola taşınması zordu. Sonra yıl kadar önce insanlar, yağların yakılmasıyla ışık elde edilebileceğinin farkına vardılar ve böylece ilk lambalar ortaya çıktı. Bunlar içi oyulmuş taşların içine hayvan yağı doldurulmasıyla yapılan kandillerdi. Bitki liflerinden yapılma liflerin konduğu lambalarsa, 1000 dolaylarında geliştirildi. Başlangıçta içinden fitilin geçtiği basit bir olukları vardı; sonradan fitil bir memenin içine yerleştirildi. Mumlar günümüzden yaklaşık yıl önce ortaya çıktı mum, çevresi balmumuyla ya da donyağıyla sarılmış bir fitilden oluşur, yakılan fitilin alevi balmumunun ya da donyağının bir bölümünü eritir; böylece fitil sürekli yanarak ışık saçak. Bu bakımdan mum, kullanılması daha kolay bir yağ lambasıdır. Yağ lambaları ve mumlar gazyağıyla aydınlatmanın yaygınlaştığı XIX. Yüzyıla kadar başlıca yapay ışık kaynakları olmayı sürdürdüler. Elektrikle aydınlatma, çok daha yakın bir dönemde kullanılmaya Yanmalı Motor İçten yanmalı motor "içten patlamalı motor" da denir, ulaşım alanında neredeyse tekerleğin yol açtığı kadar büyük bir devrim yaratmış, ilk kez küçük ve randıman oranı nispeten yüksek bir motor kullanma olanağı, otomobilden uçağa kadar bir dizi taşıtın üretilmesini sağlamıştır. İçten yanmalı bir motorun içinde bir yakıtın tutulmasıyla enerji yaratılır. Yakıtın yanması "silindir" adı verilen bir boru içinde gerçekleşir. Yanma sırasında ortaya çıkan sıcak gazlar, bir pistonu silindir boyunca aşağı iter. Pistonun hareketi tekerlekleri döndürmek ya da makineleri çalıştırmak için gerekli enerjiyi üretir. Belçikalı mucit Etienne Lenoir 1822-1900 tarafından 1860'ta yapılan ilk kullanışlı içten yanmalı motor gazla çalışıyordu. Alman mühendis Nikolaus Otto 1832-1891, 1876'da daha gelişmiş bir motor yaptı. Pistonun dört hareketiyle yaratılan enerjiyle çalıştığı için "dört zamanlı" adı verilen bu motorun Gottlieb Daimler ve Karl Benz tarafından geliştirilmesi, 1885'te ilk otomobilin üretilmesine olanak Işınlı Tüp Elektriğin özelliklerini araştıran İngiliz fizikçi William Crookes, 1887'de, bu amaçla, elektrot olarak iki metal levhanın yer aldığı bir cam tüp kullanmayı düşündü. Yüksek bir voltaj uygulandığında ve tüpün içindeki hava dışarı boşaltıldığında, iki elektrot arasından geçen elektrik, tüpün içinde bir ışıltıya yol açıyor, bir vakum ortamına yaklaşacak ölçüde basıncın düşmesiyle birlikte ışık sönüyor, ama camın kendisi ışıldamayı sürdürüyordu. Crookes'in "katot ışınları" diye adlandırdığı ışınlar, aslında gözle görülmeyen bir elektron akışıydı. Daha sonra Ferdinan Braun, uç tarafı katot ışınları çarptığında ışıldayan bir maddeyle kaplanmış bir tüp yarattı. Bu tüp, televizyonlardaki modern alıcı tüpünün öncüsü Basımı Basımcılığın başlamasından önce her kitabın nüshalarının, zahmetli bir çalışmayla tek tek elle yazılarak çoğaltılması gerekiyordu. Kitap basımına VI. Yüzyılda Çinliler ve Japonlar öncülük ettiler. Bu iş için harf ya da işaretlerin ve resimlerin oyma kabartma halinde işlendiği kalıplar kullanılıyor, bir kağıt tabakası mürekkep sürülmüş kalıba bastırıldığında, oymanın kabarık kesimleri aracılığıyla hat ya da işaretler ile resimler kağıda geçiyordu. Basımcılıkta en büyük ilerleme, harf dizgisinin icat edilmesiyle sağlandı. Bu yöntemde küçük kalıplara işlenmiş harfler satır halinde dizilebiliyor ve daha sonra sökülüp yeniden kullanılabiliyordu. Gene Çinlilerin XI. Yüzyılda buldukları harf dizgisi, Avrupa'da ilk olarak XV. yüzyılda kullanıldı. Bu gelişmenin en önemli öncüsü Johannes Gutenberg, harf dizgisini ucuz ve çabuk uygulamayı sağlayan tipo baskı tekniğini geliştirdi. Gutenberg'in 1430'ların sonlarındaki çalışmalarından sonra, bu tekniğe dayalı basımcılık Avrupa'nın her yanına hızla Ve İşçiliği Altın ve Gümüş doğada metal halde bulunan minerallerdir. İnsanlar çok eski çağlardan başlayarak toprakla karışık buldukları bu metalleri basit süs eşyalarının yapımında kullanmaya başladılar; ama işleme açısından ilk yararlı metal bakır oldu bakırın, yoğun bir ateşte ısıtılarak kayaçlardan, yani filiz yataklarından çıkarılması gerekiyordu. İki metali birbirine karıştırarak tuncun elde edilmesiyle ikinci adım atıldı; bakır ve kalayın alaşımı olan tunç sağlamdı ve paslanma ya da çürüme sorunu yoktu "Döküm" denen işlemle tunca biçim veriliyordu. Tuncun sağlam olduğu kadar da kolay işlenir olması, kılıçtan mücevhere kadar pek çok şeyin bu metalden yapılmasına yol açtı. Demir, ilk olarak 1500 dolaylarında kullanıldı; demir filizinin ağaç kömürüyle yakılması, saf olmayan bir metal elde etmeyi sağlıyordu. Demir yataklarının bol, ama demirin eritilmesinin güç olması nedeniyle başlangıçta demiri işlerken, dökümden çok, çekiçle dövme yönteminin kullanılması Camlar Optik bilimi ışık ışınlarının bir ortamdan başka bir ortama geçerken kırılması olgusuna dayanır. Çinliler daha X. Yüzyılda, bükey yüzeyli cam parçalarının -yani merceklerin- ışığı nasıl kırdığını biliyorlardı. Avrupa'da XIII. Ve XIV. Yüzyıllarda merceklerin özellikleri görme bozukluklarını düzeltme amacıyla kullanılmaya başlandı ve gözlükler ortaya çıktı. Daha sonraları makyaj yapmada ve saç taramada yardımcı bir araç olarak kullanılmak için parlak metalden aynalar yapıldı. Ama çok küçük şeyleri büyütmeyi ve uzaktaki nesneleri daha belirgin bir görüş odağına getirmeyi sağlayan daha güçlü optik aletlerin yapımı, ancak XVII. yüzyılda gerçekleştirilebildi. Bu dönemin önemli gelişmeleri arasında yüzyılın başlarında ortaya çıkan teleskop ile 1650'ye doğru icat edilen mikroskop Ve Petrol Ürünleri Petrol 1850 yıllarında keşfedilmiş ve daha sonraki yıllarda Petrolden yan ürünler elde edilmeye kolayca çeşitli biçimler verilebilen gereçlerdir. Önceleri başka gereçlerin taklitlerini yapmada kullanmışlar, sonra kendilerine özgü yararlı özellikler taşıdıkları anlaşılmıştır. Plastikler uzun ve zincir biçimli moleküllerden oluşur; bu yapı "polimerleşme" adı verilen, küçük moleküllerin birbirine bağlanmasını sağlayan bir süreç sonunda ortaya çıkar. Plastiklerin özel nitelikleri de, bu uzun moleküllerden kaynaklanır. İlk plastik olan "parkesin", bitkilerin çoğunda bulunan ve zincir görünümlü bir molekül olan selülozdan yapılmış, bütünüyle yapay gereçten hazırlanmış ilk plastik olan bakalitse, 1909'da bulunmuştur. Kimyacılar 1920'li ve 1930'lu yıllarda petrolde bulunan maddelerden plastik türleri yapmanın çeşitli yollarını geliştirmişler, bu çabalar farklı ısı, elektrik, optik ve kalıba dökme özellikleri taşıyan bir dizi gerecin hazırlanmasını sağlamıştır. Günümüzde polietilen, naylon, akrilik gibi plastikler, yaygın biçimde Günümüzden yaklaşık yıl önce, eski Yunan bilgini Thales, bir kumaş parçasını fosil ağaç reçinesinden oluşmuş sarı bir kayaç türü olan kehribara sürterek, küçük elektrik kıvılcımları elde etmişti. Ama insanların bu gücü denetim altına alarak, düzenli bir elektrik akımı sağlayan pili üretmeyi başarmaları için aradan çok uzun bir zaman geçmesi gerekliydi. 1800'de Alessandro Volta 1745-1827, yaptığı ilk pile ilişkin ayrıntıları yayınladı. Volta pili belirli çözeltiler ile metal elektrotlar arasındaki kimyasal tepkimeden yararlanma yoluyla elektrik üretiyordu. John Frederick Daniell 1790-1845 gibi başka bilim adamları, elektrot yapımında farklı gereçler kullanarak Volta'nın tasarımını geliştirdiler. Günümüzün pilleri de aynı temel tasarıma dayanmakta, ama yapımlarında modern gereçler Radyonun temelleri Guglielmo Marconi'nin Bologna yakınlarındaki evinin tavanarasında yaptığı deneylerle atıldı. Havadan mesaj göndermek için radyo dalgalarından yararlanma düşüncesine kapılan Marconi, uzak yerler arasında telsiz iletişimi olanaklı kılarak ve "ticari eğlence" yaşamını dönüşüme uğratarak dünyayı değiştirecek bir icat gerçekleştirdi. Marconi'nin kullandığı verici Heinrich Hertz tarafından geliştirilmiş bir elektrik kıvılcımı jeneratörüydü. Jeneratörün yaydığı radyo dalgaları, Fransız Edouard Branly'nin icat etmiş olduğu bir "alıcı" tarafından yakalanıyor, alıcı daha sonra radyo dalgalarını bir elektrik akımına dönüştürüyordu. Marconi, 1894'te oda içinde gönderilen radyo sinyalleriyle çalan bir elektrikli zil yapıp, sonraki sekiz yıl içinde Atlas okyanusu üstünden km'yi aşan radyo mesajları göndermeyi başardı. İnsanlar, yazı icat edilmeden önce nasıl haberleşiyorlardı? Anlatınız Yazının bulunması bundan beş bin yıl önceye kadar dayanmaktadır. Sümerlilerin yazıyı bulmasıyla tarihin başladığı kabul edilir. Bundan önce rivayete dayanılarak hareket edilir. Asurlar, yazının Anadolu’ya taşınmasında etkili olmuştur. Anadolu medeniyetler beşiği olarak bilinmektedir. Yazının bulunmasından önce insanlar sesli olarak haberleşirdi. Hayvan sesleri, ıslık sesleri, ağaç sesler, ateşle haberleşme, dumanla haberleşme, mumla haberleşme, vurarak haberleşme sesli eylemler olarak iletişimin kurulmasında etkili olmuştur. İletişim araçları yapmak için ağaçlar, deriler kullanılmıştır. Özellikle ateşin bulunmasıyla haberleşme daha da kolaylaşmış ve sonunda yazı bulunarak simgeler halinde daha sonra seslerin sembolleştirilmesi ve harf sistemiyle yazılı iletişime geçilmiştir.

insanlar parayı icat etmeden önce bu yöntemle alışveriş yapardı