🦁 Ziya Gökalp Türk Medeniyet Tarihi Özeti

EUEB5Q. Türk Sosyoloğu Ziya Gökalp Kimdir Hayatı Eserleri Hakkında Kısaca Özet Bilgi Türk Sosyoloğu Ziya Gökalp Kimdir Hayatı Eserleri Hakkında Kısaca Özet BilgiZiya Gökalp’in Düşünce Yapısı ve Türkçülük AnlayışıZiya Gökalp’in EserleriZiya Gökalp’in Mezarı ve Cenaze TöreniMilli Edebiyat hareketinin kurulması ve gelişmesinde önemli rol oynar. İlk Türk sosyologudur. Sanatı, özellikle de şiiri düşüncelerini yaymak için bir araç olarak kullanmıştır. Bu yüzden şiirlerinde düşüncelerini dile getirmiştir. Edebiyatı şuur ve şiir devri olmak üzere iki bölüme ayırır, kendi yaşadığı dönemi şuur devri olarak tanımlar. Önerdiği toplumsal modeli Emile Durkheim’in temellerini oluşturduğu dayanışmacılık ekseninde şekillendirmiştir. Yeni Hayat adlı şiir kitabında gelecekteki devletin esaslarını yeniden yorumlamak belirler. Din, vatan, ilim, medeniyet, lisan, vazife gibi sosyal kavramları tartışır. Altın Işık adlı şiir kitabında çocuklar için manzum ve mensur masallar, kıssalar anlatır. Bu yüzden daha çok didaktik şiirler yazmıştır. Bir dönem aruzu, daha sonra heceyi kullanmıştır. Özellikle Beş Hececilerin aruzu bırakıp heceyi kullanmalarını sağlamıştır. Dile büyük önem vermiştir. Türkçe karşılıkları olan Arapça, Farsça sözcük ve tamlamaların atılması gerektiğini savunmuş ve halk diline yerleşmiş olanların da kabul edilmesi gerektiğini savunmuştur. Makaleler, didaktik şiirler, manzum destanlar ve masallar yazmıştır. Eserleri Şiir Kızıl Elma, Altın Işık, Yeni Hayat Düzyazı Malta Mektupları mektup, Türkçülüğün Esasları araştırma, Türkleşmek – İslamlaşmak – Muasırlaşmak makale, Türk Medeniyet Tarihi, Türk Töresi, Doğru Yol, Türk Ahlakı, Makaleler10 cilt BAŞKA DETAYLI BİR KAYNAK Millî Edebiyat dönemi “Türkçülük” felsefesinin oluşturulmasında, kültürel değerler vesilesiyle bir toplumun “millet” olma şuuru kazanmasında Ziya Gökalpin ortaya koyduğu fikirler temel yapıyı oluşturmaktadır. Türklüğün ilk dönemlerine kadar inerek imparatorluk toplum yapısından, XX. yüzyıl başlarında kendisini tüm dünyada kuvvetle hissettirmeye başlayan “millet olma” şuuruna gidilmesine katkı sağlamıştır. Özellikle dönemin siyasi yapılanmasını da şekillendiren fikirlerini ortaya koyan en önemli eseri Türkçülüğün Esasları’dır. Bu çerçevelerde Ziyâ Gökalp’e baktığımızda o, döneminde edebî eserler vermesinin yanında daha çok fikrî arka planın oluşmasına hizmet etmiştir. O da, birçok Türk aydını gibi Osmanlı milliyetçisi olarak başlamış ve 1911 de Genç Kalemler Dergisinde Turan manzumesiyle Türk milliyetçiliğine dönmüştür. Edebiyat özellikle de şiir, Gökalp için düşüncelerin aile getirildiği başka bir yoldur. Tüm bu görüşleri ile Gökalp, Millî Edebiyat Dönemi kültürel yapısının oluşmasında önemli olan Türkçülük düşüncesinin lideri durumundadır. Ziya Gökalp’in Düşünce Yapısı ve Türkçülük Anlayışı Bu aydınımız, Türk kültür, düşünce ve siyaset geçmişimizin en önemli kişilerinden biridir. İmparatorluk bilincinden Ulus devlete anlayışına geçiş sürecinde yaşam süren Gökalp’in, karşılaşılan problemlerin de tesiriyle Türk milletini ve Türk kültürü üstüne kurduğu kültürel, siyasal ve sosyolojik teorileri bugün dahi realitesini sürdürmektedir. Çünkü Ziya Gökalp’ın pek çok kültürel, siyasal ve dinsel düşünceleri yeniden inşa edilen Türk Cumhuriyeti ile birlikte hayata geçme şansı bulmuştur. Ziya Gökalp’in bu fikirleri üzerinde Batılı düşünce akımlarının da etkili olduğu bir gerçektir. Aynı dönemde yaşadığı pek çok Türk aydını gibi Gökalp in fikir hayatı üzerinde de, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanıp ayrışma dönemde ortaya çıkan askeri, dinsel, siyasal ve ekonomik problemlerin derin etkilerini görmekteyiz. Bu sorunların de etkisiyle Ziya Gökalp’in fikir yapısı içerisinde milliyetçilik bakış açısı çok mühim bir alana sahip olmuştur. Ancak Ziya Gökalp’in milliyetçiliği, ırk temelli değil; daha çok kültürel bir milliyetçiliktir. Tam da bu sebepler Mustafa Kemal Atatürkü derinden etkilemiş aydınlarımızdan biridir. Çok çeşitli türlerde eserler veren Ziya Gökalp’in fikir ikliminin oluşması sürecinde aile çevresi, Dr. Abdullah Cevdet, Yorgi Efendi, İbrahim Temo, İsmail Hakkı Bey, İshak Sukuti ve Naim Beylerin yanında; Genç Türklerin de etkisi olduğu bilinmektedir. Ziya Gökalp’in fikirleri nedeniyle İttihat ve Terakki Fırkasında çeşitli üst düzey görevlerde de yer almıştır. Aynı biçimde, Durkheim’ın toplumbilimsel bakış açısı da Ziya Gökalp’in fikirleri üzerinde çok önemli tesirleri olmuştur. Ziya Gökalp’in Eserleri * Kızıl Elma 1914 * Türkçülüğün Esasları 1923 * Doğru Yol 1923 * Türk Töresi 1923 * Malta Mektupları * Türk Medeniyet Tarihi 1926, ölümünden sonra * Altın Işık 1927 * Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak 1929 * Yeni Hayat 1930 * Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler Ziya Gökalp’in Mezarı ve Cenaze Töreni 1924 yılında hayata gözlerini yuman ünlü Türk fikir adamının mezarı Divan yolu caddesi üzerinde olan İkinci Mahmut türbesi haziresi padişah sandukalarının yer aldığı türbe binasına çok yakın bir yerde bulunmaktadır. Ömer Seyfettin Milli Edebiyat Akımının Gelişmesini Sağlayan Dergi ve Gazeteler » Türk Medeniyeti Tarihi Kısa Özet Türk Medeniyet Tarihi, Ziya Gökalp’ın vefatından sonra yayınlanan Gökalp milletvekili olunca Türk Medeniyeti Tarihi`ni yazmaya başlamış, ancak eserinin birinci cildini 1908’de ikinci defa ilanıyla birlikte Osmanlı Devleti içindeki muhtelif unsurların tartışmaları alevlenmiş, Ziya Gökalp ve beraberindekiler, diğer unsurların ayrılma temayülü göstermelerine karşı kurucu unsur Türkleri öne çıkarmış, Türk tarihi ve Türk töresini araştırmaya *kültür* ve *medeniyet* kavramları üzerinde durmuş, içimizde *kültür*ü kendi ifadesiyle *hars*ı ele alarak kökümüze inmek istemiş, *töre* öncelikli ilgi alanı Medeniyeti Tarihi’nde, töre ağırlıklı olarak, o zamana kadar bir arada işlenmeyen konuların detaylandırıldığı eser, Ziya Gökalp sosyolojisini anlamada en önemli çalışmalardan biridir. Anasayfa / Tarih Kitapları / Tarih Araştırma ve İnceleme Kitapları Türk Medeniyeti Tarihi Hakkında Bilgiler Türü Tarih Araştırma ve İnceleme Kitapları Sayfa Sayısı 320 ISBN 9786257073066 Kapak Ciltsiz Ürün Özellikleri Ödeme Seçenekleri Türk Medeniyeti Tarihi Kısa Özet Ziya Gökalp, Türk medeniyet tarihini üç devreye ayırır1 Eski devir Türk kavminin zuhurundan itibaren Türklerin İslâm dinine girmesi zamanına Orta devir; İslâm dinine girmesinden Batı medeniyetini kabul zamanına Yeni devir Garp medeniyetini kabulünden bugüne elinizdeki kitapta eski Türk medeniyetinden yeni Türk medeniyetine uzanan çizgiyi ustalıkla ortaya koyarak bizi aydınlatır. Ziya GökalpZiya Gökalp 1876 - 1924 yılları arasında yaşamış, ünlü fikir adamı ve şair. 1876'da Diyarbakır'da doğdu. İkinci Meşrutiyet'ten başlayarak Türkçülük akımının en büyük temsilcisi sıfatıyla Türk düşünce ve siyaset hayatını kuvvetle etkilemiş, Milli Edebiyat akımı içinde verdiği eserlerle Türk edebiyatının biçim ve dil yönünden yenileşmesini sağlamıştır. Öğrenimine Diyarbakır'da başlayan Ziya Gökalp, aynı şehirde Askeri Rüştiye'yi 1890 ve Askeri İdadi'yi bitirdi 1894. Ziya Gökalp, tıbbiyelilerin istibdata son vermek için kurdukları İhtilal Komitesine girmiş, okuldaki faaliyetleri ve okuduğu Fransızca kitapların zararlı sayılması yüzünden hapsedilmiştir. Diyarbakır Valisi Halit Bey'in yolsuzluklarına karşı mücadeleye girişen arkadaşlarıyla birlikte yasak yayın okudukları gerekçesiyle tutuklandı 1898. İstanbul'a döndükten sonra da okuldan uzaklaştırıldı. Ziya Gökalp, hükümlülük süresi dolunca "Zaptiye Nezareti altında bulundurulmak üzere" Diyarbakır'a gönderildi. Burada Siyaset, felsefe ve tarih üstüne incelemeler yaparken, istibdat aleyhine gizli faaliyetlere de katıldı. Bölgede güvenliği sağlamak için kurulmuş Hamidiye alaylarının başındaki Milli aşiret reisi İbrahim Paşa'nın adının karıştığı soygun ve baskın olayları karşısında halkı direnmeğe ve eyleme yöneltti. Halk 3 gün süreyle telgrafhaneyi işgal etti 1905. İbrahim Paşa ve adamlarının cezalandırılması için saraya telgraflar çekildi. Üstelik, Avrupa ve Asya ülkeleri arasındaki haberleşmenin bağlantı noktası olan Diyarbakır telgrafhanesinin bu bağlantıyı kesmesi olayın daha da büyümesine yol açmış ve yabancı ülkeler saraya baskı yapmaya başlamıştı. Konuyu incelemek üzere İstanbul'dan Diyarbakır'a gönderilen soruşturma kurulu Hamidiye alaylarının bir süre sinmesini ve yolsuzluklara son vermesini sağladı. Ancak halkın yakınmasına yol açan yeni olaylar patlak verince, Ziya Gökalp ve arkadaşlarının önderliğinde halk yeniden telgrafhaneyi ele geçirdi. 11 gün süren bu ikinci işgal halkın kesin zaferiyle sonuçlanmış, hükümet İbrahim Paşa ve alaylarını bölgeden uzaklaştırmak zorunda kalmıştır 1907. Gökalp, ilk eseri olan Şaki İbrahim destanında bu olayı anlatır. II. Meşrutiyetin ilanından sonra, Ziya Gökalp'ın kurduğu gizli cemiyetin yerini Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Diyarbakır Şubesi aldı. Partinin Diyarbakır, Van ve Bitlis örgütlerinin denetimiyle görevlendirilen Ziya Gökalp, bu dönemde Diyarbakır ve Peyman gazetelerine yazıyordu. 1909'da partinin Selanik'teki kongresine il temsilcisi olarak katıldı. Bir yıl İstanbul Darülfünunda psikoloji okuttuktan ve Diyarbakır maarif müfettişliği yaptıktan sonra, yeniden Selanik'e gitti. Katıldığı parti kongresinden sonra genel merkez üyeliğine seçildi. Burada Genç Kalemler, Yeni Felsefe, Rumeli gibi dergi ve gazetelerdeki yazılarıyla Türkçülük ve dilde sadeleşme hareketlerinin öncüleri arasında yer alan Gökalp, milli duyguları, tarih bilincini, bilime ve tekniğe değer veren düşünceyi her şeyin üstünde tutan şiirleriyle çevresini geniş ölçüde etkiliyordu. İttihat ve Terakki Genel Merkezi İstanbul'a taşınınca 1912, Gökalp da İstanbul'a yerleşti. O yıl Ergani madeninden Milletvekili seçildi. Türk Ocağı çevresindeki çalışmaları, Türk Yurdu ve kendi çıkardığı Yeni Mecmua 1917 gibi dergilerdeki yazıları, Türkçülük akımının ilkelerini saptayan ve çağdaş uygarlık karşısında yerli bir senteze varılmasını şart koşan önerileri Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak 1918, Darülfünun'da okuttuğu toplumbilim dersleri, İttihat ve Terakki'nin yönetici kadrosu üzerindeki etkisiyle Ziya Gökalp, Mütarekeye 1919 kadar uzanan dönemin düşünce ve siyaset hayatına yön veren etkenlerin başında yer aldı. İstanbul'un işgali üzerine tutuklanarak iki yıl Malta'da sürgün kaldı 1919-1921. Döndükten sonra, Uelif ve Tercüme Heyeti başkanlığına getirileceği tarihe 1923 kadar Diyarbakır'da kaldı ve küçük Mecmuayı yayımladı. 1923'te Diyarbakır'dan milletvekili seçildi. Hakimiyeti Milliye, Yeni Gün, Cumhuriyet gazetelerinde makaleleri çıkıyordu. Altın ışık 1923, Türkçülüğün Esasları 1923, Türk Töresi 1923 gibi kitapları birbirini izliyordu. Cumhuriyet Halk Partisinin programını inceleyen ve yorumunu yapan Doğru Yol 1923 adlı incelemesini de yine bu dönemde kaleme aldı. O sıralar yazdığı Türk Medeniyet Tarihi ise ölümünden sonra yayımlandı 1926. Yine ölümünden sonra çeşitli gazete ve dergilerde çıkmış yazılarıyla mektupları çeşitli kitaplarda derlendi. Çınaraltı 1939, Fırka Nedir? 1947, Ziya Gökalp Diyor ki 1950. Ziya Gökalp'ın neşredilmemiş yedi eseri ve aile mektupları 1956, Ziya Gökalp'ın Yazarlık Hayatı 1956, Ziya Gökalp Külliyatı 1. Kitap şiirler ve halk masalları;1952, 2. kitap Limni ve Malta Mektupları;1965, Terbiyenin Sosyal ve Kültürel Temelleri 1973. 1924'te İstanbul'da öldü. Osmanlı ve erken Türkiye döneminde ilk Türk toplum bilimcisi olarak anılan Ziya Gökalp, Osmanlı İmparatorluğunun parçalanma döneminde geçen hayatı boyunca milletini buhrandan kurtarmak ve yüceltmek adına büyük çaplı çalışmalar yapmış bir isimdir. Osmanlı’nın en gergin döneminde yaşaması ve fikir sahnesine bu dönemde çıkması Gökalp’in eserlerinde gerek çözüm arayışları gerekse de sosyolojik analizler bakımından açıkça görülür. Osmanlı’nın son dönemlerinde farklı alanlarda yaşanan büyük çaplı problemleri analiz etmiş ve çözüm önerilerinde bulunmuştur. Gerek batı ve doğu alanını kapsayan eğitimi gerekse de halka yakınlığı ve milli kültüre verdiği değer ile o dönemde bir çok aydının radikal düşüncelerine karşı Gökalp objektif ve rasyonel çözümler sunmayı başarmış bir isimdir. Gökalp’in üzerinde çalıştığı başlıklardan bazıları, hars ve medeniyet konusundaki tanımlamaları, Güzidelerin aydınlar dönemdeki durumu üzerine sosyolojik analizleri ve dönemde popüler olmuş Batılılaşma fikrine yaklaşımlarıdır. Özellikle Gökalp bu siyasi meseleleri kapsayan başlıklar içinde, Güzideler ve halk arasındaki ilişki üzerine kurduğu ideali ve Batı’yı nasıl kabul etmemiz gerektiğini açıklayan yazıları ile kendi döneminde ve günümüzde bir fikir rehberi haline üzerinde durduğu ve toplumdaki güzidelerin de rehberi olması gerektiğini savunduğu konu, Hars ve Medeniyet arasındaki ilişkidir. Gökalp bu iki kavramı ayrıştıkları ve birleştikleri noktalar bakımından ikiye ayırarak tanımlamalarını yapmıştır. Prof. Dr. Erol Güngör’e göre, Ziya Gökalp, kültür-medeniyet ayrımını bir pratik endişe yaşadığı için kurgulamıştır 1. Birleştikleri noktayı, her ikisininde toplumsal hayatı kültür, din, ahlak, hukuk, akıl, estetik, dil ve dinamikleri kapsamaları olarak belirtirken ayrıştıkları noktaya daha kapsamlı değinmiştir. Gökalp’e göre Hars ve Medeniyetin ayrıştığı noktalar şu şekildedir, Hars yani kültür milli bir kavramdır ve millet içinden gelen öz değerleri kapsar, ancak medeniyet milletlerarası yani beynelmineldir. Yani, hars ulusal bir kimliği temsil ederken, medeniyet tüm insanlığa hitap eden ve bir ulustan diğerine geçebilen bir kavram olarak nitelendirilir 2. Bunu şu şekilde örnekleyebiliriz, Almanya harsı, Fransa harsı, İngiltere harsı ve bu harsların ortak olarak içinde yer aldıkları Batı medeniyeti. Gökalp’in belirttiği bir diğer ayrışma noktası ise, harsın duygulardan türemiş, halktan geleni içinde barındıran soyut olmayan bir olgu olarak sayarken, medeniyeti daha kapsamlı, içerisinde tekniği ve bilimi barındırması olarak belirtir. Bir diğer deyişle, hars ilham ile ortaya çıkarılırken, medeniyet akıl ve mantık yolu ile yapılır 2. Yine Gökalp’in bir başka bakış açısına göre, kavimler öncelikle bir harsa sahip olur, daha sonra geliştikleri, imparatorlaşma ve kozmopolit yapıya dönüşme süreçlerinde medeniyet halini alırlar 3. Ayrıca, Gökalp’e göre Batı medeniyeti Hristiyan medeniyeti olmadığı gibi Doğu medeniyeti de İslam medeniyeti olarak anılmamalıdır. Yani medeniyetler din ile bağdaşmamalıdır. Buna bir destekleme olarak, Doğu medeniyeti içinde yer almış olan Bizans’ı örnek ve Medeniyet başlıklarının birleşme ve ayrışma noktalarından yola çıkrak, Gökalp’in Güzideler yani o dönemin aydınları üzerine olan analizleri ve düşüncelerini değerlendirmek gerekirse, Ziya Gökalp öncelikle aydın – halk ilişkisinin sosyoloji ve felsefe bilimlerini kullanarak analizini yapmıştır 2. Bu analizler ile aydın ve halkın tanımlamasını, aralarındaki farkları ve birbirleri ile nasıl bir ilişki içinde olmaları gerektiğini açıklamıştır. Ayrıca, Ziya Gökalp, güzidelerin toplumdaki rolünü analiz etmek için öncelikle hars ve medeniyet kavramı arasındaki ayrım noktasını tam olarak anlamamız gerektiğini söyler. Yani Güzidenin halka ne götürmesi ve halktan ne alması gerektiğini Gökalp hars ve medeniyetin ayrımları üzerinden açıklamıştır. Ziya Gökalp idealinde Güzideleri gerek almış oldukları eğitim gerekse yetişmiş oldukları çevreden dolayı millettin seçkinleri’ olarak nitelendirir 2. Güzideler halk mekteplerinde okumamış ve halk içerisinde yetişmemiş eğitimli’ gruptur. Yani ,halka ait olan kültüre tam olarak hakim olamamışlardır. Bu nedenle, Gökalp, Türk milletinin güzidelerinin ruhu tamamıyla Türk harsıyla meşbu olduktan sonra millileşmek imkanına sahip olabilir diyerek açıklamıştır 4. Ziya Gökalp’in bu sözüne göre, seçkin’ diye nitelendirdiği bu grup aldığı gayri milli eğitimin oluşturduğu milli kültür alanındaki eksiklikleri halk içinde uzun süreler geçirip, halka ait değerleri benimsemek ile gidermelidir 2. Sağlam milletlerde güzidelerin vazifesi halkın ruhi mahsullerini anlamak sonrasında da nizam ve iltizama sokmaktan ibarettir 5. Gökalp’in bu sözü ile de anlaşılacağı üzere, sağlam milletlerde aydın ve halk arasında karşıklı bir ilişki olduğunu, güzidelerin yani aydınların temel görevinin yaşadıkları milletin medeniyetini kurmaları gerektiğini, medeniyeti kurmak için de öncelikle harsa yani kültüre ulaşmak ve onu geliştirmek gerektiğini söyler. Yani, Güzideler bu temel görevlerine kültüre ulaşmak ile başlamalılardır. Kültüre de ancak halka giderek ulaşırlar. Daha sonrasında kurmuş oldukları medeniyet çerçevesini halka benimsetmek ve onlara iletmeleri gerekir. Bu nedenle de halka tekrar gitmeleri gerekir. Diğer bir deyiş ile Gökalp, Güzidelerin halka neden gitmeleri gerektiğini iki maddede savunur Birincisi Milli kültürü onlardan alabilmek ve sonrasında bu kültürü temel alarak kurdukları medeniyeti halka Güzideleri ideal olarak tanımlası dışında ayrıca, Osmanlı içindeki durumlarını da sosyolojik bir perspektif ile değerlendirmeye almıştır. Gökalp’in yapmış olduğu değerlendirmelere göre Osmanlı’da idealinden çok farklı bir durum mevcuttur. Osmanlı’da aydın kavramı batılılaşma düşünceleri ile birlikte ortaya çıkmıştır. 2 Ve Osmanlı aydını diye adlandırılan grup devlet içinde yer almış olduğu için halk ile bir iletişim halinde olma kaygısına sahip olamamıştır 2. Bunun sonucunda, halka ait değerleri bayağı olarak görmüş ve kültürü onlardan alınması gerektiği olgusunu önemsememiştir. Bu durum Osmanlıda bir çok önemli konuda ikilikler oluşmasına neden olmuştur. Örneğin, milletin içinde iki dillilik osmanlıca ve halk içindeki türkçe, din, ahlak ve iktisata karşı iki farklı yaklaşım, iki farklı musiki, vezin ve edebiyat gibi 2. Osmanlı aydınları arasında çıkan bu sorunlar nedeni ile Ziya Gökalp güzide ve seçkin kavramının tanımlamalarını ve işlevlerini ayırarak yeniden nitelendirme ihtiyacı duymuştur. Gökalp’e göre seçkin denilen grup, gayri müslim okullarda gayri milli eğitim almış ve milli kültürden çok farklı bir kültürde yer alarak yetişmiş bu nedenle de öz halkının kültürel değerlerini önemsemeyen sınıftır. Bundan farklı olarak güzideler ise halka çok yakın, halkın değerlerini benimseyebilen, ayırt edildikleri noktanın sadece aldıkları pozitif eğitim olan, yani Gökalp’in idealindeki aydın kavramına uygun olan olarak, Ziya Gökalp, Türkiye’de sosyolojinin kurucusu kabul edilir. Ancak, Ziya Gökalp aynı zamanda bir teorisyendir, fikri etkisi sadece sosyal bilimlerde bir bilim insanı olmaktan ötedir, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin oluşumunda, Gökalp’in düşünceleri uygulama alanı bulmuştur. Bu yeni Devletin siyasi, ekonomik, sosyo-kültürel yapılanmasında Gökalp’in ciddi yönlendirici etkileri göre; bir ulusun medeniyeti halka rağmen, halkın milli kültürünü hiç dikkate almadan değil, tam aksine halkın sahip olduğu milli kültürden hareketle yapılmalıdır. O’na göre Devlete, milli kültürden süzülerek alınan değerlerle ruh verilmesi siyasal söylemi, bugünkü manada özgürlükçü ve demokratik bir boyut taşımaktan çok, eğitilmiş güzidelerin, halkı aydınlatmaları, daha doğrusu güzidelerin çağın en yüksek medeniyetinden Batı medeniyeti aldıkları değerler ile halkın milli kültürünün değerlerini kaynaştırarak oluşturdukları, “ortak iyi”nin halka benimsetilmeye çalışılması gerektiği güzideci anlayışıyla; devleti yönetecek, her alanda yol gösterecek, ayrıcalıklı bir sınıfı işaret etmeyen, yani “seçkinci” olmayan, ama bir güzideler sınıfının yetiştirilmesi gerektiği yönündedir. Gökalp’te Devlet, güzideler aracılığıyla toplumun vasisidir. Gökalp bu güzideci anlayışını da demokrasiyle bağdaştırma gereği duymaktadır. Gökalp’e göre demokrasi halkçılıktır. Güzideler de halka doğru iki nedenden halka gitmelidir. Birinci neden, halktan milli kültürü öğrenecekler. İkinci neden ise halka günün en yüksek medeniyetini Batı medeniyetini götürecekler, öğreteceklerdir. Böylece Güzidelerin halktan kopuk olmaması, geliştirdikleri siyasetin halk için olması, gerçek demokrasinin gerçekleştirilmesine de yol düşüncelerinde kendi toplumunun değerlerini milli kültürü hareket noktası edinerek Batı medeniyetine ilişkin unsurları bunlarla birleştirme çabası görülür. Gökalp, siyaset ve toplum ilişkisine bu açıdan yaklaşmış ve inşa edilecek yapıların ve kimliklerin kendi halkına yabancı olmayan güzideler tarafından Devlet aracılığıyla yapılması gerektiğini dile getirmiştirSaygı ile anıyorum, Ruhu şad METİNTAŞKAYNAKLAR1. Güngör, E. Kültür değişmesi ve milliyetçilik. İstanbul Ötüken Yayınevi, Mazlum, A. Gölbaşı, H. Ziya Gökalp, a idealistic case man at the junction point of turkish society’s becoming contemporary the consept of intellectual. Journal of World of Turks 2009 Vol. 1 No. 1 pp 221 – 2393. Gündoğan, A. Osmanlının son dönemlerinde ve Cumhuriyetin başlarında Fikir Akımları ve Ziya Gökalp – Türkçülüğün Fikir Babası 20154. Ziya Gökalp. Hars ve Medeniyet5. Ziya Gökalp. Türkleşmek, İslamlaşmak, Muhasırlaşmak

ziya gökalp türk medeniyet tarihi özeti