🎉 Kamer Suresi 49 Ayet Meali
NemlSuresi 49. Ayet. 51 Zâriyat Suresi 52 Tûr Suresi 53 Necm Suresi 54 Kamer Suresi 55 Rahmân Suresi 56 Vâkıa Suresi 57 Hadîd Suresi 58 MEALİ ANDROİD
KamerSuresi 49. Ayet - Hiç şüphesiz biz, her şeyi bir kaderle yarattık. Ara. En Çok Okunan Sureler. Kehf Suresi; TEVHİD MEALİ ANDROİD. 0 (530) 401 81-81.
Bir Ayet Bir Açıklama: Kamer Suresi, 49. “Hiç şüphesiz, Biz herşeyi kader ile yarattık” (Kamer Suresi, 49) Allah, bu ayetinde bizlere herşeyi bir kader dahilinde yarattığını bildirmektedir. Allah canlı cansız tüm varlıkları kaderleriyle birlikte yaratmıştır.
05Eki.2017 - “Fitne, insan öldürmekten bile daha büyük bir kötülüktür.” Bakara Suresi 217. Ayet Meali
Kamer Suresi 49. Ayetinin Meali (Anlamı): Şüphesiz biz her şeyi dakik, şaşmaz bir ölçüye ve bir kadere göre yarattık. Kamer Suresi 49. Ayetinin Tefsiri: 49. âyette geçen قَدَر (kader) kelimesine iki farklı mâna vermek mümkündür: Birincisi; ölçü, düzen ve âhenk: Allah Teâlâ tüm kâinatı ve varlıkları hikmetin
DiyanetVakfı Meali: Kamer Suresi 49. Ayet Meali, Kamer 49, 54:49 Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.
48 ayet. →. يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِي النَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا مَسَّ سَقَرَ. Yevme yushabune fin nari ala vucuhihim zuku messe sekar. Kelime Meali Sayfada Göster. Diğer ayetlerdeki anlamını görmek için kelime köküne tıklayın. Kelime. Okunuşu.
Ti24KSV. TEFSİR 49. âyette geçen قَدَر kader kelimesine iki farklı mâna vermek mümkündür Birincisi; ölçü, düzen ve âhenk Allah Teâlâ tüm kâinatı ve varlıkları hikmetin gereklerine uygun bir şekilde, sağlam, şaşmaz ve dakik ölçülere göre, belli bir düzen, denge ve âhenk içinde yaratmıştır. Bugün varlıkların yapıları, özellikleri ve birbiriyle olan münâsebetleri ile alakalı yapılan bilimsel incelemeler, kâinattaki bu şaşmaz ölçü, nizam ve ahengi gözler önüne sermektedir. Akıllara hayranlık veren bir nizam ve bunlardaki çok ince ölçülere göre cereyan eden yaratılış gerçeği, Allah Teâlâ’nın sonsuz kudret, ilim ve hikmetini haykırmaktadır. Üstelik bunları yaratmak Allah Teâlâ için hiç de güçlük doğurmamaktadır. Sadece “Ol!”, demekte ve gözün süratle bir bakışı, bir kıpırdanışı kadar kısa bir zamanda dilediği her şey olmaktadır. Ziyâ Paşa şöyle der “Almış yükünü şöyle ki seyrinde halelsiz Bir zerre dahî kaldıramaz merkeb-i âlem.” “Kâinat dediğimiz şu taşıt, adamakıllı yükünü almış ve hiçbir falso, hiçbir duraklama yapmadan yürüyüp gidiyor. O kadar hesaplı doldurulmuş ve öyle ustaca istif edilmiş ki, bir zerre ilâve edeyim deseniz çekemez, kaldıramaz. Yüce Allah her şeyi yerli yerinde ve ölçülü yaratmıştır.” İkincisi; Allah Teâlâ her şeyi bir kader ile yaratmıştır. Her şeyin, meydana gelmeden önce ezelde, Allah’ın ilminde takdir edilen bir kaderi, yani ilmî bir değeri vardır ki, kazasının cereyanı yani fiilen yaratılışı, o kadere göre meydana gelir. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur “İster kıtlık, kuraklık, deprem gibi yeryüzünde meydana gelen bir musîbet olsun, ister hastalık, açlık, ölüm gibi kendi canlarınızda, onu daha biz yaratmadan önce o bir kitapta yazılıdır. Şüphesiz bu, Allah’a göre pek kolaydır.” Hadîd 27/22 Resûlullah bir inanç esası olarak “kader” hakkında şöyle buyurmaktadır “İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, hayrın da şerrin de Allah’tan olduğuna iman etmendir.” Müslim, İman 1, 5; Tirmizî, İman 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16 “Bir kimse şu dert şeye inanmadıkça mü’min sayılmaz Allah’ın varlığına, birliğine ve ortağı olmadığına. Benim Allah’ın rasûlü olduğuma ve beni hak peygamber gönderdiğine. Öldükten sonra dirilmeye. Kadere, hayrın da şerrin de Allah’tan olduğuna.” Tirmizî, Kader 10; İbn Mâce, Mukaddime 10 İslâm’ın kader anlayışını izah açısından İbn Abbas naklettiği şu nebevî düstûr ne kadar mühimdir “Bir gün Peygamber terkisinde bulunuyordum. Bana Yavrucuğum, sana bazı kaideler öğreteyim» dedi ve şöyle buyurdu Allah’ın buyruklarını gözet ki, Allah da seni gözetip korusun. Allah’ın rızâsını her işte önde tut, Allah’ı önünde bulursun. Bir şey isteyeceksen Allah’tan iste. Yardım dileyeceksen Allah’tan dile! Bil ki, bütün bir ümmet toplanıp sana fayda temin etmeye çalışsalar, ancak Allah’ın senin için takdir ettiği faydayı temin edebilirler. Yine eğer bütün ümmet, sana zarar vermeye kalksalar, ancak Allah’ın senin hakkında takdir ettiği zararı verebilirler. Çünkü artık kaderi yazan kalem yazmaz olmuş, yazıları değişmeyecek şekilde kesinleşmiştir.»” Tirmizî, Kıyâmet 59 Bütün bunlardan çıkarılması gereken sonuç şudur ki, hiç kimse Allah Teâlâ’yı istediği gibi yönlendiremez ve bir işi yapmaya mecbur tutamaz. Buna göre suçlu, kendi keyif ve iradesine göre suçun mâhiyet ve kaderini değiştiremez. Kaderde sonucu bedbahtlık, mesuliyet ve mahkûmiyet ile cehenneme götürmek olan suç ve günahı, sevap ve mutluluk vesilesi yapamaz. Bu sebepledir ki suçlular suçlu olduklarından dolayı sapıklık ve azap içinde olacaklardır. Şunu da belirtelim ki, İslâm’ın kader anlayışı, kulun cüz’î iradesine zıt da değildir. Çünkü ihtiyârî fiilerin meydana gelmesi için cüz’î irade dahi kaderin içinde yer almaktadır. Önceden yazılan kaderin kaza ile cereyan etmesine gelince, herhangi bir şeyi yaratmak için Allah Teâlâ’nın verdiği emir, başka değil, ancak birdir. Bir kelimeden veya bir bakıştan ibarettir. Gözle bir bakış gibi, gözle seri bir bakış ânı, yani bir şuur ânı gibi ki, “Allah, bir şeyin olmasını dilediğinde ona sadece Ol!» der; o da hemen oluverir” Yâsin 36/82 buyrulduğu üzere bir “Kün!” emrinden ibarettir. Hakikatte tam sebep, bu “Kün!” emridir. Sebep meydana gelince, yani “Kün!” emri vuku bulunca, sebebin sonucu da hemen oluverir ki bu da yaratmadır. Onun için “O cemiyetler nasıl bozulacak, o kıyâmet nasıl vuku bulacak, suçlular o takdire nasıl sürüklenecek?” diye tereddüde mahal de yoktur. Allah “Ol!” deyince hepsi olur. Allah’ın emrine karşı gelen, peygamberleri yalanlayan, böylece ilâhî kahra uğrayan mü’minler şunu bilsinler ki dünyada helak edilmekle iş bitmemektedirKaynak Ömer Çelik Tefsiri
Kamer suresi ne için okunur?Hud'un kavimlerinin Allah tarafından nasıl cezalandırıldığına yer verilmektedir. Bunlara ek olarak da kıyamet günü ve Allah'a iman edenlerin cennete gideceği konuları işlenmektedir. Kamer Suresi; okunarak, dinlenerek ve ezberlenerek farklı şekillerde ibadet etmek için suresi anlamı nedir?Kamer Suresi Mekke döneminde inmiştir. … Sûre, adını ilk âyette geçen “el-Kamer” kelimesinden almıştır. Kamer, ay demektir. Sûre de ana fikir olarak, Kur'an'ı yalanlayanlar, çeşitli azap ve helâk örnekleri de verilerek suresi 45 ayet ne için okunur?Yahudi zulmündeki Filistinli kardeşlerimizin ve dünyadaki tüm mazlum Müslümanların selamete çıkması için Kamer Suresi'nin 45. ayeti kerimesinin 1001 kere okunması İsmailağa büyükleri tarafından okunması tavsiye edildiği cemaatin sosyal medya hesaplarından suresi 49 ayet ne diyor?“Bir kimse şu tasa şeye inanmadıkça mü'min sayılmaz Allah'ın varlığına, birliğine ve ortağı olmadığına. Benim Allah'ın rasûlü olduğuma ve beni adalet peygamber gönderdiğine. Öldükten daha sonra suresi neye iyi gelir?Kalem Suresi okumanın faziletleri Zihin açıklığı vermesi için ilk beş ayeti okunmalıdır. Nazar ve kötü bakıştan korunmak için Kalem Suresinin son iki ayeti okunması tavsiye edilir. 51-52. … Ayetler 25 defa okunması tavsiye edilir. – Zalimin zulmünden korunmak için okunması tavsiye suresi neye iyi gelir?Rahman Suresini okuyup dileğini Allah'tan kim isterse o kişinin yaşamında istediği şeyler gerçekleşir. Ahirette ve Dünya'da Allah cc Rahman Suresini okuyandan razı olacaktır denir. Rahman Suresini okuyan kişi eğer hasta ise hastalığından kurtulacaktır. Borçları varsa borçlarını biran önce l kamer ne demek?Sözlükte "yarılmak, bölünmek" anlamındaki inşikāk ile "ay" mânasına gelen kamer kelimelerinden oluşan bu tabir "ayın iki parçaya bölünmesi" demektir. Bu anlamda şakku'l–kamer de kullanılmıştır. İnşikāku'l-kamer tabiri, Kur'ân-ı Kerîm'de kıyametin yaklaştığını bildiren âyette geçmektedir el-Kamer 54/1.
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. İkterabeti-ssâ’atu venşakka-lkameruYaklaştı kıyamet ve yarıldı Muhammed işaretiyle ayın ikiye bölündüğü hadislerde rivayet edilmiştir Bakınız, Hasan Basri Çantay Kur’an-ı Hakım ve Meal-i Kerim, c.... Devamı..Kıyamet vakti ve öncesi İslami Medeniyet devrimi için Saat zaman yakınlaştı ve Ay yarıldı. Ay’a varılıp iz bırakıldı. Kıyamet saati yaklaştı ve ay sûrede de; Kur’ân’ı ve peygamberi yalanlayanlara karşı şiddetli bir korkutmayla, azap ve he-lak sahneleri sergilenir. Ayın yarılması hadisesiyle ba... Devamı..Kıyamet yaklaştı ve ay yaklaştı ve ay Müslim ve Hakim, Abdullah bin Mes`ud şöyle söylediğini rivayet etmişlerdir "Mekke`de Resulullah çıkmasından önce ayın i... Devamı..Saat kıyamet vakti yaklaştı ve ay yaklaştı, kamer ay ikiye bölündü. Kâfirlerin, Hz. Peygamberden bir mucize istemeleri üzerine ayın ikiye bölünme hadisesi olmuştur.Kıyamet yaklaştı ve ay Kıyamet yaklaşıp ay yarılsa, onlar da bu oluşumu gözleriyle görseler, “Bu devamlı yapılan bir büyüdür” diyerek yüz çevirirler. [594][595][594] Kamer sûresi hakkında genel bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 407.[595] Ay’ın yarılması hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KU... Devamı..Saat yaklaştı, ay da yarıldıKıyamet saati yaklaştı ve gerçekler ay gibi apaçık ortaya çıktı. Bkz. 16/1, 21/1, 33/63, 81/2Ayetteki “inşikak-i kamer” ifadesi, meallerin çoğunda “ayın yarılması” olarak tercüme edilse de Arap edebiyatında bir işin... Devamı..Sâ’at yaklaşdı ve kamer Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihir" yaklaştı ve ay yarıldı.[516]Hadis rivayetlerine göre, “Ayın yarılması” Hz. Peygamberin gösterdiği mucizelerden biridir. Müşriklerin bir mucize istemeleri üzerine Hz. Peygamber pa... Devamı..Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı. Birçok sahâbîden gelen rivayetlere göre Mekkeliler Hz. Peygamber’den mucize istemişler, o da parmağıyla aya işaret etmiş ve ay ikiye ayrılmış, sonra ... Devamı..Saat dünyanın sonu yaklaştı ve ay sonunun alametlerinden olan ayın yarılması olayı, 1969 yılının Temmuz ayında Apollo 11 uzay aracının ay toprağını yarıp yeryüzüne getirmesiyl... Devamı..Kıyamet saati yaklaştı, Ay Saat, yarıldı KamerSa'at¹ yaklaştı ve Ay Kıyamet\in kopuş anı. 2- Gerçekler ortaya çıktı. “Ay yarıldı” bir deyimdir, bir şeyin gerçek yüzünün ortaya çıkması demektir. Ayette yer alan “in... Devamı..Saat yaklaşdı. Ay ikiye yaklaştı ve kamer ay yarıldı.22“Kur’ân’ı inkâr eden o küffârdan kâfirlerden hiçbir kimse, şu âyetin tekzîbine yalanlamasına, yani ihbâr ettiği şu vâkıanın inkârına ağız açmam... Devamı..Kıyamet saati yaklaştığında, ay yarılıp günü yaklaşınca ay ikiye yaklaştı, ay yarıldı [⁸].[7] Mekke'de nâzil olmuş 55 âyettir.[8] Yâni iş apaşikâr oldu veya ay kıyamette yarılacaktır. Meşhur olan mânâya göre ay mûcize olmak üzere fiilen yar... Devamı..Kıyamet [es-sâ’at] yaklaşır ve ay yarılır/gerçekler ortaya Ayın yarılması olayı çok tartışılmıştır. Kimisi bunu, müşriklerden birinin bir mucize istemesi üzerine Hz. Peygamber’in parmağı ile işaret ederek ik... Devamı..Yaklaştı kıyamet ve yarıldı ay.Mekke’de nazil olmuştur ve 55 ayettir. İlk ayetinde “ay” anlamına gelen “kamer” kelimesi yer aldığı için bu adı almıştır.Tüm evrenin korkunç bir sarsıntıyla yok edileceği Kıyâmet Saati iyice yaklaştı ve kıyâmeti ispatlayan açık bir delil ve Son Elçiye bahşedilen apaçık mûcize olarak, bir gece Mekke’de, Peygamberin ve müşriklerin gözleri önünde Ay, kısa bir süre için ortadan ikiye yarıldı!Mekke döneminin ikinci yarısında indirilmiştir. Adını, birinci ayetinde geçen “Kamer Ay” kelimesinden almıştır. 55 yaklaştı; KAMER / Ay yaklaşıp ay yarılsa veSaati gelince ay yarılacak! O Son Saat yaklaşmıştır ve o zaman geldiğinde ay yarılmış olacaktır. [*]Bu surenin ilk ayeti “geçmiş zaman” kipiyle tercüme edilirse Hz. Muhammed zamanındaki bir “Ay tutulması” olayı hatırlatılmış olabilir. Buradaki konu, ... Devamı..Kıyametin vakti yaklaştı ve ay da yarıldı. ¹1 Ayın yarılması, Rasulullah’ın en büyük mucizelerinden birisidir. Sahabe, tabiîn ve daha sonra gelen müfessirlerin büyük çoğunluğu, bu mûcizenin gerç... Devamı..SON SAAT yaklaşacak ve ay yarılacak! ¹1 Birçok müfessire göre bu ayet, Hz. Peygamber’in çağdaşlarının çoğu tarafından gözlendiği rivayet edilen bir olguyu kasdetmektedir. Bazı sahâbîlere k... Devamı..O saat bu dünyanın sonu gelip ay yarılıp/bütün gerçekler ortaya çıktığında. 21/97SON Saat yaklaşır ve Ay yarılır.[⁴⁸⁰⁵][4805] Veya “Gerçekler ortaya çıktı”. Ya da “Ay tutuldu”. Kur’an’da Son Saat haberleri, kesinliği ifade için geçmiş zaman kipiyle gelir. Bu âyet de ... Devamı..Kıyamet yaklaştı ve ay ikiye saati yaklaştı, Ay bölündü. Ay’ın yarılması hicretten 5 yıl önce, Hz. Peygamber Mekke’nin çok yakınında Mina’da olduğu sırada vâki sa'at yaklaştı, ay birçok âyette olduğu gibi bu âyette de kıyâmet zamanında vukubulacak olaylara dikkat çekilmektedir Güneşin büzülmesi, Ayın yarılması, yıldızl... Devamı..Vakit yaklaştı, her şey ay gibi ortaya yaklaştı. Ay yarıldı/gerçek ortaya yaklaştı, Ay yarıldı.11 Peygamberimizin bir işaretiyle Ayın iki parçaya ayrıldığı, bunun üzerine Peygamberimizin “Şahit olun, şahit olun” buyurduğu, müşriklerin ise “Muha... Devamı..Saat yaklaştı, Ay oldı ķıyāmet daħı yarıldı yaḳın oldı, ay iki pāre saat qiyamət yaxınlaşdı və ay Peyğəmbərin mö’cüzəsi ilə hour drew nigh and the moon was rent in Hour of Judgment5127 is nigh, and the moon is cleft asunder.51285127 See paragraph 2 of the Introduction to S. 53. The idea of the judgement being nigh at the beginning of this Surah connects it with the same idea ... Devamı..
Süleymaniye Vakfı Meali [email protected] بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla, اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ Vakit yaklaştı, her şey ay gibi ortaya çıktı[*]. [*]Müfredat شق md. Allah Teala Nebîmize, önceki nebîlere verdiği gibi mucize vermemiştir. İlgili ayet şöyledir “Seni âyetlerle/mucizelerle göndermemizi engelleyen tek şey, öncekilerin onlar karşısında yalana sarılmalarıdır. Semûd’a, gerçeği gösteren belge olarak bir dişi deve vermiştik ama ona yanlış iş yapmışlardı. Biz mucizeleri sadece korkutmak için göndeririz. İsra 17/59 Bu sebeple âyete “ay yarıldı” şeklinde anlam verip bunu Muhammed aleyhisselamın bir mucizesi saymak imkansızdır. وَاِنْ يَرَوْا اٰيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ Ne zaman bir ayet görseler yüz çevirir ve “İşte ardı arkası kesilmeyen büyülü bir söz daha” derler. وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُٓوا اَهْوَٓاءَهُمْ وَكُلُّ اَمْرٍ مُسْتَقِرٌّ Ayetler karşısında yalana sarılıp, keyiflerine uyarlar. Ama her işin bir sonucu vardır. وَلَقَدْ جَٓاءَهُمْ مِنَ الْاَنْبَٓاءِ مَا ف۪يهِ مُزْدَجَرٌۙ Onlara ne haberler geliyor, içinde kendilerini bundan yalandan vazgeçirecek olanları da var. حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُۙ Doğruluğu su götürmez haberlerdir bunlar. Ama uyarılar bir işe yaramıyor. فَتَوَلَّ عَنْهُمْۢ يَوْمَ يَدْعُ الدَّاعِ اِلٰى شَيْءٍ نُكُرٍۙ Onlarla yakından ilgilenmeyi bırak. O çağrıcının görülmemiş bir şeye çağıracağı o gün, خُشَّعًا اَبْصَارُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ كَاَنَّهُمْ جَرَادٌ مُنْتَشِرٌۙ Gözleri saygıyla öne eğik olarak kabirlerinden çıkar, çekirge sürüleri gibi olurlar. مُهْطِع۪ينَ اِلَى الدَّاعِۜ يَقُولُ الْكَافِرُونَ هٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ Aşağılanmış bir şekilde başlarını kaldırır, kendilerini çağırana odaklanırlar. Bütün kafirler, “Bu ne çetin bir gün!” derler. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا عَبْدَنَا وَقَالُوا مَجْنُونٌ وَازْدُجِرَ Bunlardan önce Nuh’un topluluğu da yalana sarılmış, kulumuzu yalancı yerine koymuşlardı. “Bu, cinlerin etkisinde“ dediler. Böylece görevi engellendi. فَدَعَا رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَغْلُوبٌ فَانْتَصِرْ O da Rabbine Sahibine yalvardı “ Yenik düştüm, bana yardım et.” dedi. فَفَتَحْنَٓا اَبْوَابَ السَّمَٓاءِ بِمَٓاءٍ مُنْهَمِرٍۘ Biz de boşalan sularla göğün kapılarını açtık. وَفَجَّرْنَا الْاَرْضَ عُيُونًا فَالْتَقَى الْمَٓاءُ عَلٰٓى اَمْرٍ قَدْ قُدِرَۚ Yerden de pınarlar fışkırttık, kararlaştırılan işin olması için sular birbiriyle buluştu. وَحَمَلْنَاهُ عَلٰى ذَاتِ اَلْوَاحٍ وَدُسُرٍۙ Nuh’u, levhaları birbirine perçinlenmiş bir gemiye bindirmiştik. تَجْر۪ي بِاَعْيُنِنَاۚ جَزَٓاءً لِمَنْ كَانَ كُفِرَ Görmezlikten gelinmiş o zatın ödülü olarak gemi gözlerimizin önünde akıp gidiyordu. وَلَقَدْ تَرَكْنَاهَٓا اٰيَةً فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ Gemiyi, bir ayet /bir belge olarak bıraktık. O bilgiye ulaşan var mı? فَكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ Yapılan uyarılar ve ardından gelen azabım nasılmış, bir düşünün! وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ Doğru bilgiye ulaşılsın diye Kur’an’ı ayetler kümesini bulmayı kolaylaştırdık. O bilgiye ulaşan var mı? كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ Ad toplumu da yalana sarılmıştı. Yapılan uyarılar ve ardından gelen azabım nasılmış! اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحًا صَرْصَرًا ف۪ي يَوْمِ نَحْسٍ مُسْتَمِرٍّۙ Her şeyin ters gittiği bir günde üstlerine çok sert bir fırtına göndermiştik. تَنْزِعُ النَّاسَۙ كَاَنَّهُمْ اَعْجَازُ نَخْلٍ مُنْقَعِرٍ İnsanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu. فَكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ Yapılan uyarılar ve ardından gelen azabım nasılmış; bir düşünün! وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟ Doğru bilgiye ulaşılsın diye Kur’an’ı ayetler kümesini bulmayı kolaylaştırdık. O bilgiye ulaşan var mı? كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ Semud toplumu da bütün uyarıları yalan saymıştı. فَقَالُٓوا اَبَشَرًا مِنَّا وَاحِدًا نَتَّبِعُهُٓۙ اِنَّٓا اِذًا لَف۪ي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ Şöyle demişlerdi “Bizden biri olan bu insana mı uyacakmışız biz? Ona uyarsak sapıtır, kendimizi ateşe atarız. ءَاُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنْ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ اَشِرٌ Doğru bilgi içimizden ona mı verilmiş? Aslında o; yalancının, kendini beğenmişin teki!” سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَنِ الْكَذَّابُ الْاَشِرُ Yalancının ve kendini beğenmişin kim olduğunu yarın öğrenecekler. اِنَّا مُرْسِلُوا النَّاقَةِ فِتْنَةً لَهُمْ فَارْتَقِبْهُمْ وَاصْطَبِرْۘ Onları imtihan için bir dişi deve gönderiyoruz. Sabırlı ol ve onları izle. وَنَبِّئْهُمْ اَنَّ الْمَٓاءَ قِسْمَةٌ بَيْنَهُمْۚ كُلُّ شِرْبٍ مُحْتَضَرٌ Suyu içme hakkının deve ile kendi aralarında paylaştırıldığını bildir. Sırası gelen suyun başında bulunsun. فَنَادَوْا صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطٰى فَعَقَرَ Derken arkadaşlarını çağırdılar; o da bıçağı kaptığı gibi deveyi kesti. فَكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ Yapılan uyarılar ve ardından gelen azabım nasılmış; bir düşünün! اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَاحِدَةً فَكَانُوا كَهَش۪يمِ الْمُحْتَظِرِ Üzerlerine yüksek bir ses saldık; hayvan barınağına serilmiş kuru otlar gibi oldular. وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ Doğru bilgiye ulaşılsın diye Kur’an’ı ayetler kümesini bulmayı kolaylaştırdık. O bilgiye ulaşan var mı? كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ بِالنُّذُرِ Lut toplumu da uyarıcılarını[*] yalanladı. [*] Bu ayette geçen uyarıcılar kelimesi çoğuldur. Arapçada çoğul en az üçü gösterir. Lut aleyhisselama, eşi dahil, halkından inanan olmamıştı. İnananlar sadece kızlarıydı A’raf 7/83, Hud 11/81, Hicr 15/59-60, Neml 27/57, Ankebut 29/32-33. Demek ki Lut aleyhisselamın kızları da babaları gibi Allah’ın ayetlerini halklarına tebliğ ederek Şuara 26/160 onları uyarmışlardı. اِنَّٓا اَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا اِلَّٓا اٰلَ لُوطٍۜ نَجَّيْنَاهُمْ بِسَحَرٍۙ Lut ailesi dışında kalanlara, taş yağdıran bulutlar[*] gönderdik. Lut’un ailesini, seher vaktinde oradan uzaklaştırmıştık. [*] Hicr 15/74 نِعْمَةً مِنْ عِنْدِنَاۜ كَذٰلِكَ نَجْز۪ي مَنْ شَكَرَ Bu, katımızdan yapılan bir iyilikti. İyilik bilenleri böyle ödüllendiririz. وَلَقَدْ اَنْذَرَهُمْ بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا بِالنُّذُرِ Lut, kıskıvrak yakalayacağımız konusunda onları uyarmıştı ama uyarıları ciddiye almadılar. وَلَقَدْ رَاوَدُوهُ عَنْ ضَيْفِه۪ فَطَمَسْنَٓا اَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا عَذَاب۪ي وَنُذُرِ Üstelik Lut’un konuklarını elde etmeye çalışıyorlardı ki gözlerini kör ediverdik “Şimdi uyarıların ardından gelen azabımın tadına varın.” وَلَقَدْ صَبَّحَهُمْ بُكْرَةً عَذَابٌ مُسْتَقِرٌّۚ Sabah erkenden onları kalıcı bir azap karşıladı. فَذُوقُوا عَذَاب۪ي وَنُذُرِ “Uyarıların ardından gelen azabımın tadına varın.” وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْاٰنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ۟ Doğru bilgiye ulaşılsın diye Kur’an’ı ayetler kümesini bulmayı kolaylaştırdık. O bilgiye ulaşan var mı? وَلَقَدْ جَٓاءَ اٰلَ فِرْعَوْنَ النُّذُرُۚ Firavun hanedanına da uyarılar yapılmıştı. كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا كُلِّهَا فَاَخَذْنَاهُمْ اَخْذَ عَز۪يزٍ مُقْتَدِرٍ Belgelerimizin tamamına karşı yalan yanlış şeylere sarıldılar. Biz de onları, güçlü ve ölçülü bir biçimde yakaladık. اَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِنْ اُو۬لٰٓئِكُمْ اَمْ لَكُمْ بَرَٓاءَةٌ فِي الزُّبُرِۚ Sizin kafirleriniz bunlardan daha mı iyi? Yoksa zebûrlarda indirilen kitaplarda[*1] sizin aklandığınıza dair bir şey mi var?[*2] [*1] Zebûrlar diye meal verdiğimiz ez-Zübür =الزُّبر, zebûr’un çoğuludur, hikmet dolu kitaplar anlamındadır. ez-Zeccâ, Meânî’l-Kur’ân ve İ’râbuhu Ali- İmrân 3/81’de bütün nebîlere kitap ve hikmet verildiği açıklandığı için bu ayetteki zübür’ün, hikmet dolu kitaplar dışında bir anlamı olamaz Kelime, Nahl 16/43-44 Şuarâ 26/196, Fatır 35/25 ve Kamer 54/43’te aynı anlamı ifade etmektedir. Bu zebûrlardan biri de Davut aleyhisselama verilmiştir. Nisa 4/163, İsra 17/55 Zebûr, Davut aleyhisselama verilen kitabın özel ismi olmadığı için ez- Zebûr şeklinde geçmemektedir. Kelime, ez-Zebûr şeklinde elif lâmlı olarak sadece Enbiyâ 21/105’te geçer ve Davut aleyhisselam da dahil bütün nebîlere verilen kitapları ifade eder. Ayrıca Enbiya 21/105’in dipnotuna bkz. [*2] “Kim Rahman’ın Zikri’ni Kur’ân’ı bulanık görürse başına bir şeytan sararız; o, onunla beraber olur. Şeytanlar bu gibileri yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını sanırlar” Zuhruf 43/36-37 اَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَم۪يعٌ مُنْتَصِرٌ Yoksa bunlar “Biz birbiriyle kenetlenmiş bir topluluğuz” mu diyorlar?[*] [*] “İbrahim dedi ki Sizin bu putlara tutunmanız sadece aranızda kaynaşmaya vesile olsun diyedir. Kıyamet günü biriniz diğerini görmek istemeyecek her biriniz diğerini dışlayacaktır. Sığınacağınız yer o ateştir. Size yardım eden de olmayacaktır.” Ankebut 29/25 سَيُهْزَمُ الْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ الدُّبُرَ O topluluk, yakında bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp gidecektir. بَلِ السَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَالسَّاعَةُ اَدْهٰى وَاَمَرُّ Asıl tehdidi vakti geldiğinde yaşayacaklar. O vakit her şey, ne kadar korkunç ve ne kadar acı olacaktır. اِنَّ الْمُجْرِم۪ينَ ف۪ي ضَلَالٍ وَسُعُرٍۢ Bu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindeler. يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِي النَّارِ عَلٰى وُجُوهِهِمْۜ ذُوقُوا مَسَّ سَقَرَ Ateşin içinde yüzüstü süründürülecekleri gün “cehennemin dokunuşlarını tadın!” denilir. اِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ Biz, yarattığımız her şeyi bir ölçüye göre yaratırız. وَمَٓا اَمْرُنَٓا اِلَّا وَاحِدَةٌ كَلَمْحٍ بِالْبَصَرِ Emri bir kere veririz; göz kırpma gibidir. وَلَقَدْ اَهْلَكْنَٓا اَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِنْ مُدَّكِرٍ Sizin gibi nicelerini etkisiz hale getirdik; ibret alan yok mu? وَكُلُّ شَيْءٍ فَعَلُوهُ فِي الزُّبُرِ Yaptıkları her şey size gönderilen hikmet dolu sayfalardadır. وَكُلُّ صَغ۪يرٍ وَكَب۪يرٍ مُسْتَطَرٌ Küçük, büyük demeden hepsi yazılmıştır. اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَنَهَرٍۙ Kendilerini koruyanlar bahçelerde, ırmak kıyılarında dolaşacak, ف۪ي مَقْعَدِ صِدْقٍ عِنْدَ مَل۪يكٍ مُقْتَدِرٍ Doğruluk meclisinde, ölçüleri koyan hükümdarın katında olacaklardır.
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. İnnâ kulle şey-in ḣaleknâhu bikaderinŞüphe yok ki biz; her şeyi, bilgimizde mukadder olduğu gibi ve zamanında yarattık. Hiç şüphesiz, Biz her şeyi bir kadere nezdimizde bulunan bir düzene, bir ezeli projeye göre hassas bir ölçü ve miktar içinde yaratıverdik. [Not Elbette Cenab-ı Hakkın, hücrelerden gezegenlere, enerjiden elektromanyetik sistemlere kadar “Her şeyi bir KADER ölçü, miktar, formül, prensip v... Devamı..Şüphesiz biz herşeyi belli bir ölçüye, düzene ve plana göre her şeyi bir ölçü, bir plân, bir nizam içinde, bolca, kolay elde edilebilecek şekilde, güçlü-kuvvetli, saygıya layık olarak Kur’an-ı Kerim, 25/2; 87/ biz her şeyi bir ölçüyle [3] "Bir kaderle."Hiç şüphesiz, biz her şeyi bir kader ile biz, her şeyi hikmetimiz icabı bir kaderle her şeyi bir kader ile biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık.[598][598] Yaratılışta kader/ölçü hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, her şeyi bir ölçüyle yarattıkGerçekten biz, her şeyi bir yasaya göre ölçü ve dengede 25/2, 55/7, 87/3Ayette geçen “kader” sözcüğü “ölçü ve denge” anlamındadır. Yani “evrendeki herşey Allah’ın koyduğu mükemmel ve kusursuz yasalara... Devamı..Biz her şeyi bir nisbet dâhilinde halk Biz her şeyi bir ölçüye göre biz, her şeyi bir ölçü ve dengede her şeyi bir ölçüye göre her şeyi belli bir ölçüyle olsun ki, biz her şeyi bir kadere göre olsun ki biz her şey'i bir kaderle yaratmışızdırBiz, her şeyi bir yasayla Evren, Bizim koyduğumuz yasalara göre varlığını sürdürmektedir. Şübhesiz ki biz herşey'i bir takdîr ile ki biz, herşeyi Levh-i Mahfûz'da yazılmış bir kadere göre her şeyi bir ölçü ile Biz her yarattığımızı ölçüyle muhakkak ki biz her şeyi mazbut bir ölçüyle [⁷] yarattık.[7] Yaratmak hususunda iktiza eden hizmet-i Rabbaniye'ye ki Biz her şeyi bir ölçüye göre [kader] Krş. Hicr, 15/21; Furkân, 25/2; A’lâ, 87/1-3Hiç şüphesiz biz her şeyi bir ölçü ile şu ki, Biz her şeyi mükemmel bir sistem çerçevesinde, şaşmaz bir ölçüye göre her şeyi bir kader / ölçü ile her nesneyi bir ölçüye göre biz her şeyi bir ölçüye, bir yasaya kadere göre dengeli yarattık. Kim yasamıza karşı çıkarsa karşılığını bulur. Onlar yasalarımızı çiğnediler. Uydurdukları yasalarla doğaya, hayvanlara, insanlara zarar verdiler. Böyle yaparak kurtulacaklarını mı sanıyorlar? Andolsun ki yasalarımızı çiğneyen her insanı, her toplumu mutlaka cezalandıracağız. İnsanlar yasalarımızın üzerine yasa koyamazlar. Kim kendi yasalarını bizim yasalarımızdan üstün görüyorsa onu cehenneme atarız. İnkâr edenler yeryüzünde yasalarımı çiğneyerek bozgunculuk yaparlar. Koyduğumuz yasaların dengesini bozmaya çalışırlar. Yarattığımız varlıklara verdiğimiz hakları çalarlar. Biz de onları yakalayıp ateşe atarız. Şüphesiz ki biz her şeyi bir ölçüyle yarattık. [*]Benzer mesaj Rahmân 557. [Kader] kelimesiyle verilmek istenen mesaj, yaygın kanaate göre “alın yazısı” şeklinde yorumlansa da amaç, Yüce Allah’ın ev... Devamı..Şüphesiz Biz, her şeyi bir ölçüye göre yarattık. ¹1 Çünkü biz her şeyi bir takdir ile yarattık. Her şeyin meydana gelmesinden önce ezelde ilm-i ilâhîde takdir olunan bir kaderi, yani ilmî bir haysiyet... Devamı..BAKIN, Biz her şeyi gerekli ölçü ve nisbette yarattık;Şüphesiz biz her şeyi bir kader/ölçü ve düzen dâhilinde yarattık. 15/21, 55/1…16ŞÜPHE yok ki Biz, her şeyi bir ölçüyle yaratmışızdır.[⁴⁸²⁹][4829] Yani “ölçüyle”. İradeye bağlı eylemlerin gerçekleşmesinde iradeyi kullanmak da ki, Biz her şeyi bir kader muayyen bir ölçü ile ki Biz her şeyi bir kaderle, bir ölçü ile yarattık. [25, 2; 87, 1-3]Biz her şeyi bir kadere bir düzene, ölçüye, plana göre yarattığımız her şeyi bir ölçüye göre her şeyi bir ölçüye göre herşeyi bir kaderle bir gerçek ki, biz her şeyi bir ölçüye göre/bir kaderle biz her nesneyi yarattuķ anı her nesneyi ḥikmet‐ile ki, Biz hər şeyi müəyyən ölçüdə lazım olduğu qədər We have created every thing by all things have We created in proportion and measure.51635163 Allah's Creation is not haphazard. Everything goes by law, proportion, and measure. Everything has its appointed time, place, and occasion, as al... Devamı..
kamer suresi 49 ayet meali